10 Ekim 2011 Pazartesi

DEJA-VU; 2.BÖLÜM

2.BÖLÜM



Belki bir, belki de iki saat sonra kız sabredemeyerek kalktı oturduğu yerden. Adamlar saatlerdir uğraşıyordu ama araç tamir edilemeyecek gibi görünüyordu. Bunu anladığında gecenin geç bir vaktiydi. Sonra buradakilerden birinin telefonunu kullanabileceği geldi aklına. Başını dışarıya uzatarak tamircilerden birini çağırıp telefonu kullanıp kullanamayacağını sordu. Adamdan onay aldıktan sonra hızla sabit telefonun yanına gidip evinin telefonunu çevirdi. Bir kaç çalıştan sonra Madam Alanis’in telaşlı sesi duyuldu telefonun öbür ucundan.

“Alo! Talbert malikânesi.”

“Madam benim,” dedi kız rahatlamış ses tonuyla.

O anda telefonun ucundan bir çığlık koptu. “Ah, Bayan Fanny nerelerdesiniz? Deliye döndük sabahtan beri. Babanız aranmadık yer bırakmadı. Marco’nun ne durumda olduğunu tahmin edersiniz herhalde…”

“Madam, biliyorum… Sakin ol lütfen. Arabam bozuldu ve ıssız bir yerde yolda kaldım. Telefonumun da şarjı bitmişti. Şimdi bir… Beyefendinin yardımı sayesinde tamircideyim. Ama arabam yapılamayacak gibi görünüyor. Bana bir araba yollatabilirseniz iyi olur.”

“Tabi Bayan Fanny. Ah, çok korkmuştum başınıza kötü bir şey geldi diye. Siz iyisiniz değil mi?”

“Evet Madam. Ben gayet iyiyim.”

"Aa… Babanız sizinle konuşmak istiyor Bayan Fanny. Görüşmek üzere. Adresi babanıza verirsiniz herhalde.”

“Hallederim Madam. Görüşürüz,” dedi kız sakin bir ses tonuyla. Madam Alanis her zamanki gibi fazla telaşlanmıştı.

Bu kez Madam Alanis’in telaşını paylaşan bir ses cevap verdi telefona. “Fanny!”

“Babacığım iyiyim,” dedi kız yine rahatlayan ve rahatlatan bir ses tonuyla. “Yolda kaldım. Bana bir araç yollayabilir misin? Gelince anlatırım her şeyi.”

“Tabii kızım. Hemen yolluyorum aracı. Ah, Fanny arabanın gayet sağlam olduğunu söylemiştin geçen gün. Neyse gelince konuşuruz, adresi verir misin?”

Kız bu defa bocalayarak etrafına bakındı o sırada tamircilerden birinin içeri girdiğini görünce adresi sordu ve babasına söyledi. Sonra gelecek arabayı beklemek üzere az önce oturduğu koltuğa çöktü.

Bir süre sonra dışarıdan farklı bir ses duyunca zıpladı kız yerinden. Bu babasıydı. Hızla tamirciden çıkıp babasının yanına koştu. Alvin kollarını açmış kızının bedenini güvenli kolları arasında sarmalamıştı. “Çok korkuttun beni!” dedi kızının saçlarını öperken.

“Biliyorum korktuğunu. Ama elimden gelen bir şey yoktu baba,” dedi kız üzgün bir ses tonuyla. Sonra babasının kollarından ayrılarak; “Marco nasıl?” diye sordu.

Bu defa Alvin gözlerini devirerek konuşmaya başladı. “Marco’nun nasıl olduğunu bilirsin. Seni çok fazla seviyor ve ortadan kaybolduğunu anlayınca deliye döndü. Polisi aradı ve evin etrafındaki korumaları dört bir yana yolladı, seni aramaları için. Dakika başı telefonunu arayıp durdu. Tabii bu arada Madam Alanis’i deli etti.”

Alvin bu sözlerinin ardından bıkkın bir şekilde güldü. Fanny’de gülümsemeden edemedi. Kardeşinin kendisine ne kadar bağlı olduğunu biliyordu. Tabii aynı şey Marco’nun başına gelse kendisi kardeşinden daha büyük tepkiler verirdi. Kardeşini hatırlayınca kızın içini garip bir özlem duygusu kapladı.

“Neyse ki polisi arayıp bulunduğunu haber verdim,” diye devam etti Alvin sözlerine. Fanny gülümseyerek baktı babasına.

Böyle durumlarda annemde telaşlanırdı, diye düşündü.

Sonra babası tamircilerin yanına gidip gerekli işlemleri halledince kız kendini babasının yanında yolculuk yaparken buldu. Yorgunluktan bitkin düşmüştü. Üzerine giydiği babasının ceketine biraz daha sarılarak başını arkaya yasladı. Gözlerini kapatıp bu günün bittiğine şükretti…

Fanny tekrar gözlerini açtığında babasının kucağında olduğunu fark etti. Uyku sersemi; “Belini inciteceksin,” diye mırıldandı.

“Henüz ihtiyarlamadım,” dedi babası gülümsediğini belli eden ses tonuyla.

“Kesinlikle!” diye onayladı Fanny.

Bir kaç adımdan sonra büyük beyaz evin kapısını çalmışlardı. “Artık yürüyebilirim,” dedi kız başını kaldırıp babasının yüzüne bakarak.

Alvin güldü. “Hiç sanmıyorum küçük hanım.”  

Fanny yenildiğini anlamıştı. Pes ederek babasının omzuna biraz daha gömdü başını. Açılan kapının ardından Marco’nun sesini duyduğunda bile doğrulmadı. Babasının alışıldık parfümünün kokusu rahatlatırdı Fanny’i.

Omzunda bir baskı hissedince son kez kokuyu içine çekip başını kaldırdı. Morco’nun sinirden çatılmış kaşlarını görünce kocaman bir gülümsemeyle rahatlatmaya çalıştı kardeşini.

Gülümsemeyi gören çocuk; “İyisin!” diye bağırdı. Muhtemelen ablasının başına gelebilecek türlü olayları kafasında kurmuş ve kendini en kötü ihtimale hazırlamıştı.

“İyiyim,” dedi Fanny kendinden emin sesiyle.

Marco bir süre daha sırıttıktan sonra kapıdan çekilip babasının ve ablasının içeri girmesini bekledi. Evinin tanıdık dekoruna, Madam Alanis’in yaptığı güzel yemeklerin kokusuna mutlulukla iç geçirdi kız. “Evim gibisi yok,” diye mırıldandı kimsenin duyamayacağı sesiyle.

Salona geldiklerinde babasının güven dolu kollarından ayrılıp tekli koltuğa oturtuldu. “Teşekkürler,” diye mırıldandı kız babasının kulağına, koltuğa yerleşirken.

Alvin kızının yanağını okşadı. “Her zaman emrinizdeyim hanımefendi.”

Fanny babasının gülen gözlerine bakıp kıkırdarken Marco hızla gelip boynuna atladı. “Yavaş ol!” diye bağırdı kız kahkahalarının arasından kardeşine sarılırken.

Marco ablasının yanağına ıslak bir öpücük kondurdu. “Beni çok endişelendirdin.”

“Yolda kaldım,” dedi Fanny bıkkın bir sesle. “Berbat bir gündü…”

“Nasıl kurtuldun?” diye sordu Marco. Ablasının yanındaki koltuğa oturup meraklı bakışlarını üzerinde gezdirmeye başladı.

Kız tam ağzını açıp babasına ve kardeşine olayları anlatacakken Madam Alanis telaşla salona girip bağırmaya başladı. “Bayan Fanny!” diyordu bulaşık ellerini önlüğüne silerken. “İyi misiniz?”

Kız oturduğu koltuktan hızla kalkarak Madam Alanis’in önüne gelip olduğu yerde döndü. Ellerini iki yanına açtı. “İyiyim.”

Madam boynuna sarılırken anne duygusunu bir nebze olsun tattığı bedene daha sıkı sarıldı kız.

Annesine benzerdi Madam’ın kokusu. Aklı başına geldiği günden bu yana tanırdı kız Madam’ı. Evlerinin emektar üyelerindendi kadın. Asla bir hizmetli olarak görmemişlerdi onu. Annesinin yakın arkadaşlarındandı aksine Madam.

Ev sahibi çok genç yaşta almıştı Madam’ı hizmetine. Çocukları olunca Bay Alvin ve Bayan Tanya, Madam’ı Fanny’e bakmakla sorumlu tutmuşlardı. Sonra da Marco’ya…

Tanya aralarından ayrıldığında yaşadığı şoku ailesine ve Madam’a sığınarak atlatmıştı kız. Gören iki gözünden birini kaybetmiş gibi hissediyordu annesinin yokluğunda. Zor günlerinde Madam çok destek olmuştu Fanny’e.

Madam Alanis’in sıcak kollarından ayrıldığında, “Çok açım,” dedi kız gülerek.

“En sevdiğiniz yemekleri hazırlattım,” dedi Madam. Aceleyle Alvin’e göz attı.

Adamın başıyla verdiği onaydan sonra salonun kapısında bekleyen diğer hizmetlilere işaret edip masayı hazırlamalarını belirtti. Sonra kızı daha fazla ayakta tutmak istemediği için koluna girip koltuğa oturttu.

Fanny Madam’ın telaşına gülmeden edemedi. “Ben yaralı falan değilim. Sadece yolda kaldım.”

“Bir gün boyunca yolda kalmak hiçte basitsenecek bir durum değil,” dedi Madam Alanis otoriter sesiyle.

“Hala nasıl kurtulduğunu anlatmadın,” dedi Marco araya girip. Oturduğu koltuktan kalkarak ablasının yanı başına geldi.

“Yoldan geçen bir beyefendinin yardımıyla arabamı tamirciye çektik,” dedi kız. Ses tonu belki sıradan çıkıyordu ama adama duyduğu sinir hala geçmemişti. Aksine, geçen zamanın sinirinin üzerinde olumlu bir etkisi olmuyordu. “Tamirciden babamı aradım ve şimdi evdeyim,” dedi. Kendini dinleyenlerin yüzüne sırayla baktı.

“Hiç heyecanlı değilmiş,” dedi Marco yapmacık bir hayal kırıklığıyla. Ablasının sağ salim eve dönmesine kimse onun kadar sevinemezdi aslında.

“Heyecanlı olmasını mı umuyordun?” diye sordu Alvin oğluna dönerek. Yüzündeki gülümsemeyi çok iyi tanırdı Fanny. Babasıyla kardeşinin tatlı atışmalarından birine daha tanık olacak olmanın verdiği mutlulukla koltukta arkasına yaslanıp beklemeye başladı. Bir yandan da tempo tutuyordu parmaklarıyla, bir an önce başlamaları için…

Marco kısa bir süre gözlerini ablasıyla buluşturduktan sonra babasına döndü. “O kadar telaşın heyecanlı bir nedeni olmasını beklerdim.”

“Yolda kalıp bir beyefendi tarafından kurtarılmakta oldukça heyecan verici,” diye cevap verdi Alvin. Gülmemek için dudaklarını sıkıca birbirine bastırdığını bir tek Fanny görüyordu.

“O beyefendinin nasıl biri olduğuna bağlı,” diye cevabı yapıştırdı Marco. Ablasına dönüp tek kaşını havaya kaldırdı.

Kız, lafın bir anda gelip kendisini bulmasına şaşırmıştı. “Normal bir adam işte canım!” Omzunu silkip gözlerini dikkatli gözlerden kaçırmaya çalıştı.

“Öyle olsun,” dedi Marco, Madam Alanis kendilerini masaya buyur etmeden önce. Sonra hepsi bir, özenle hazırlanmış masada yerlerini aldılar.

Alvin; “Afiyet olsun,” dedikten sonra başladılar yemeğe. Fanny sevinmişti kardeşinin durumu deşmemesine. En ufacık bir durumda ablasının verdiği tepkileri yanlış yorumlamasıyla başlardı soruları. Kız bir an önce kendine dikilip duran bakışlardan kaçmak isteğiyle yemeğini hızla yedi. Masadan kalkmak için izin istediğinde; “İyi misin?” diye sordu Alvin.

Kızını böyle endişeli görmemişti hiç.

“İyiyim,” dedi Fanny gülümseyerek. “Biraz dinlenmeye ihtiyacım var sadece.” Babası ve kardeşine, “Afiyet olsun,” dedikten sonra hızla mutfağa doğru yöneldi kız. Madam’ı görmeden uyumaya gitmezdi. Merdivenlerden inip Madam Alanis’in telaşıyla karşılaşınca gülmeden edemedi.

“Madam?” dedi hem kızgın hem de soran bir ifadeyle.

Elindeki tabakları yanından geçen genç hizmetliye veren Madam suçlu bir çocuk gibi baktı Fanny’nin yüzüne.

“Bana kendini yormayacağına söz vermiştin,” dedi kız. Kalan son basamağı da inip Madam’ın karşısına dikildi.

Önündeki önlüğü hemen çıkarıp komodinin üzerine bırakan Madam; “Ufak tefek şeyler yapıyorum,” dedi.

Kız kaşını kaldırarak baktı Madam’ın bu hareketine. “Ufak tefek?” diye tekrarladı kinayeli ses tonuyla.

Madam Alanis derin bir nefes aldı. “Beni sorguya mı çekiyorsunuz küçük hanım?” Fanny anlamıştı Madam’ın ipleri tekrar eline almak istediğini. Buna izin vermeyecekti.

“Mutfaktaki hizmetlilerin peşinde koşturmak zorunda değilsin,” dedi kız sesini yumuşatarak.

Küçük bir çocuk gibi dudaklarını büzdü Madam. “Boş oturmaktan sıkılıyorum.”  

Kaşlarını çattı Fanny. “Öyleyse sana başka bir uğraş bulalım… Tamam,” dedi sonra yerinde sevinçle zıplayarak. “Holding’de bana yardımcı olmak ister misin?”

“Ne?” dedi Madam. Endişeyle geriledi. “Holding’de ne yapacağım ben? Olmaz Bayan Fanny...”

“Benim kıyafetlerimle ilgilenirsin. Evde başka bir iş yapmak yok,” dedi kız Madam’ın yanağına bir öpücük kondurup hızla merdivenleri tırmanırken. Madam’ın arkasından seslendiğini duyuyordu ama dönüp bakmadı.

Alanis artık çok genç değildi. Kız biliyordu, Madam evde kaldığı sürece kendini yormaya devam edecekti. Onu hem gözünün önünde bulundurması, hem de yorulmadığına emin olması gerekiyordu. Holding’de bir odayı Madam için döşemeye karar verdi. Alanis’in harika dikiş diktiğini ve model çizdiğini biliyordu.

Kimseye görünmeden odasına girip üzerini değiştirmeye başladı kız. Duşa girerek rahatlamaya karar verdi. Eşofmanlarını yanına alıp banyoya girdi. Ilık su vücuduna değdiğinde günün yorgunluğunu gerçekten üzerinden attığını düşünüyordu…




Beğenmeniz dileğiyle...

Hiç yorum yok: