14 Ekim 2011 Cuma

DEJA-VU; 3.BÖLÜM

3.BÖLÜM


Eşofmanlarını giyip odasına dönen kız Madam’ı karşısında görünce şaşırmıştı.

“Madam?” diye bağırdı.

“Korkmayın,” dedi Alanis hemen kıza yaklaşarak. “Ben sadece şu Holding işinde kararlı olup olmadığınızı merak ettim.”

“Tabi ki kararlıyım,” dedi kız. Islak saçlarını yatağın üzerindeki havluyu alıp kurulamaya başladı.

Madam; “Ama...” diye söze başlasa da kız konuşmasına izin vermedi. “Madam… Senin için Holding’de bir oda ayarlayacağım. Orada benim için model çizip dikiş dikebilirsin.”

“Bayan Fanny ben… Bilmem ki…”

“Senin zevkine güveniyorum,” dedi kız. Madam’ın ürkek halini görünce gülümsedi. “Başaracağına eminim.”

“Siz nasıl isterseniz,” dedi Madam Alanis tatlı sesiyle. Kız Madam’ın gülen gözlerinden yeni işini beğendiğini anladı…

Madam’ın kendisini siz diye hitap etmesini hiçbir zaman istemese de bunun Madam’ın katı kurallarından olduğunu öğrenmişti zamanla. Ama Fanny’nin kendisine siz diye hitap etmesine izin vermezdi Madam Alanis. Elbette Marco’nun da öyle.

“Yarın beraber Holding’e gider senin için bir oda ayarlarız,” dedi kız. “Benim gözümün önünde olmanı istiyorum. Ben olmazsam evde kendini yormaya devam edeceksin.”

“Ah. Kendimi çocuk gibi hissediyorum,” dedi Madam. Her zamanki hareketlerinden birini yapıp ellerini nazikçe boynuna götürdü.

“Senin içinde, benim içinde en iyisi bu Madam,” dedi kız… Sonra sinsice sırıttı. “Aklımın sizde kalmasını ve işlerimde başarısız olmamı istemezsiniz herhalde!” dedi kaşlarını yukarı kaldırarak.

“Ah. Tamam. Yarın sabah görüşürüz,” dedi Madam. Başını inanamazmış gibi sallayıp odadan çıktı. Belki de Fanny’e zayıf taraflarını göstermekle hata etmişti. Ama odasına giderken gülümsüyordu.

Fanny bu işi de başarmış olmanın verdiği mutlulukla ışığı kapatıp rahat yatağına uzandı. Bir türlü gelmeyen uykusunu getirmek için gözlerini kapatsa da gözünün önüne gelen yüzden rahatsız olarak tekrar açıyordu gözlerini. “Şimdide kâbusum oluyor bu adam!” diye mırıldandı. Yatakta sağa sola döndü. Kendine itiraf edemese de adamın hiçbir şey söylemeden çekip gitmesine kızmıştı kız. Fazla hoşlanmasa bile teşekkür etmek isterdi yabancıya.

“Kahretsin!” diyerek doğruldu yataktan. Anlaşılan bu gece uyku girmeyecekti gözüne. Kapattığı ışığı gerisin geri açarak çantasından çıkardığı dosyaları koydu masasının üzerine.

Eline kalemi alarak incelemeye başladı evrakları. Bir yandan da dudaklarını yiyordu dikkatinin dağılmaması için. Çünkü sürekli dağılıyordu aklı. Hiç başına gelmeyen olaylarla karşılaşıyordu kız. Kâbus gibi geçirdiği günün bittiğini düşündüğünde yanılmıştı anlaşılan. Yarına adamın yüzünün aklından tamamen silineceğine emindi. Kendini rahatlatmaya çalışarak tekrar koyuldu dosyaları incelemeye. Bu kez dudaklarının yerine, kalemin arkasını yemeye başlayarak…

******

Perdelerin açılmasıyla içeri dolan güneş ışığıyla araladı kız gözlerini. Masada uyuya kaldığı için her yeri tutulmuştu. İnleyerek kalktı ayağa.

“İyi misiniz?” dedi Madam. Endişeyle kızın elleriyle tuttuğu beline baktı. “Hiç masada uyuya kalmazdınız.”

“Eksik olan dosyaları tamamladım gece,” diye mırıldandı kız. “Saat kaç?”

“Sekiz,” dedi Alanis dikkatle Fanny’i inceleyerek. “Sizde dünden beri bir tuhaflık var Bayan Fanny,” dedi sonra hemen.

Kız Madam’ın kendisini bu kadar iyi tanımasından ilk defa rahatsız olmuştu. Nasıl söyleyecekti dün karşılaştığı sinir bozucu bir adamın uykularını kaçırdığını. Bu güne kadar onlarca kişinin çıkma ve evlenme teklifini reddeden Fanny, bir yabancı yüzünden masasında uyuya kalmıştı. Ah! Ne büyük saçmalık!

“Bir şey yok Madam,” dedi Fanny ciddiyetle. Giyinmek için dolabına ilerledi Madam’ın yüzüne bakmadan. Sonra Alanis’in yeni işi geldi aklına. Madam’ı kolundan tutup dolabın önüne getirdi. “Şimdi başlamaya ne dersin?” diye sordu. “Haydi, bir kıyafet seç bana.”

Madam’ı şaşkın yüzüyle dolabın önünde bırakarak öttürdüğü ıslığın müziği eşliğinde banyoya ilerledi.

Elini yüzünü yıkayıp dişlerini fırçaladıktan sonra odasına döndü. Madam elinde beyaz bir elbiseyle karşıladı kızı. “Buna ne dersin?” dedi gülümseyerek.

Kız elbiseyi beğenmişti. Bu yeni alınmış olmalıydı. Bu güne dek hiç giymediğine emindi çünkü. Günlük hayatında spor giyinen kız işe giderken biraz daha resmi olmaya özen gösteriyordu. Bu kuralcılığını da babasından almıştı birçok huyu gibi.

Gülümsemeye çalıştı. “Harika!” dedi. Sonra dayanamayarak; “Biraz açık değil mi Madam?” diye mırıldandı.

Alanis; “Hayır!” diye atıldı hemen. “Erkek çocuğu gibi giyinmeyi bırakın artık Bayan Fanny. Çok güzelsiniz ve bu güzelliğinizi daha da ortaya çıkaracak kıyafetler giymeniz gerek. Hem benim zevkime güvendiğinizi söylemiştiniz.”

Madam kendince haklıydı elbet. Fanny ilk defa duymuştu Madam’ın günlük kıyafetleri hakkındaki fikrini. “Erkek çocuğu gibi giyinmiyorum,” dedi kaşlarını çatarak. “Spor kıyafetlerle rahat hissediyorum kendimi. Hepsi bu.”

“Bununla da rahat edeceksiniz,” diye garanti verdikten sonra Madam elbiseyi Fanny’nin üzerine tuttu. “Kumaşı harika. Böyle sıcak havalarda terlememeniz için birebir.”

Fanny Madam’ın elinden elbiseyi alarak aynanın karşısına geçti. Beyaz elbisenin üst kısmı dar kesimdi. Hafif göğüs ve sırt dekoltesiyle fazla dişi geldi kıza. Elbisenin etekleri bol kesimdi. Hem boyu da ortalama uzunluktan daha kısaydı.

“Başka bir elbise seçsen,” diye mırıldandı kız aynadan gördüğü Madam’ın gülümseyen yüzüne.

“Hayır,” dedi Madam. “Bu elbise çok yakışacak size.”

Kız ilk iş gününde Madam’ı kırmak istemediği için elbiseyi tehlikeli bir maddeymiş gibi parmaklarının ucunda tutarak banyoya ilerledi. Madam’ın arkasından kıkırdadığını duydu bir an. Sonra homurdanarak çaresizce giydi elbiseyi. Banyodaki aynaya bakmadan Madam’ın yanına geri döndü.

Fanny’i gören Madam ellerini birleştirip ağzına götürerek; “Çok güzelsiniz,” diye mırıldandı. Alanis’in gözlerinin dolduğunu gördü kız.

“Sana güveniyorum Madam,” dedi yine gülümseyerek. Yatağın kenarındaki hafif topuklu, daha çok spor beyaz ayakkabıya beğeniyle baktı. “Mükemmel bir seçim!” dedi, heyecanlı görünmeye devam etmeye çalışıyordu.

“Beğeneceğini tahmin etmiştim,” dedi Madam Alanis.

Fanny daha fazla oyalanmadan ayakkabıyı giyip saçlarına hızla fön çekerek serbest bıraktı. Her zamanki hafif makyajını yaparak kahvaltıya inmek için odadan çıkan Madam’ın peşine takıldı.

Masada kendisine beğeniyle dönen gözlerden sıkılarak; “Günaydın,” dedi. Sabah sabah yine damlamıştı Bay Martin evlerine... Adamın bakışlarından hep rahatsız olurdu kız. Adamın yaşı 35 olmalıydı. 

Alvin hoşlanıyordu Martin’den. Fanny’nin bu adama karşı duyduğu nefretini dile getirdiği bir gün; “Ben Martin’in aklını beğeniyorum,” demişti. “Çok zeki bir adam.”

Fanny nazik davranmaya çalıştı. “Hoş geldiniz,” dedi zamanının çoğunu evlerinde geçiren Martin’e.

Adam tuhaf bakışlarını kızın yüzünden ayırmadan sandalyesinden kalktı. Yerinden çıkarak Fanny’nin nefret dolu bakışları arasında bir sandalye çekip kızın oturmasını bekledi.

Gülümsemeye çalışan kız sert bakışlarını babasına da dikerek; “Teşekkür ederim,” diye mırıldandı. Kinayeli sözlerinin yerine ulaştığını, Alvin’in çatılan kaşlarından anlamıştı.

Sandalyeye oturan Fanny yemeğe başlamadan Madam’ın da masaya gelmesini bekledi. Kısa bir zaman sonra Madam Alanis üzerine giydiği siyah, sade elbisesiyle göründü salonda. Kumral saçlarını topuz yapmıştı. Yaptığı makyajla çok genç ve fazlasıyla alımlı görünüyordu. Marco’nun âşık olduğu yeşil gözlerini daha da ortaya çıkarmıştı makyajı.

Bu defa Marco kalktı masadan Madam’ın sandalyesini çekmek için. “Günaydın Madam,” dedi her zaman nazik olan sesiyle.

“Günaydın Mösyö,” dedi Madam. Fanny’nin yanındaki sandalyeye oturup, Marco’ya sıcak bir gülümseme gönderdi. Alvin’in de; “Günaydın,” demesiyle “Herkese günaydın,” diye ekledi Madam. Kızarmıştı.

Fanny ilk defa bu kadar yakından inceliyordu Madam’ın tepkilerini. Babasıyla konuşurken Madam’ın kızardığını görünce gülümsemeye başladı…

                                                               
Yemek sessiz geçti. Sadece işle ilgili konuşan Martin’le Alvin’in mırıldanmaları duyuluyordu. Fanny sıkılarak ayağa kalktı. “Afiyet olsun,” dedi masadan uzaklaşırken. Martin’in yüzüne bakmamaya özen göstermişti. Sabah sabah daha fazla sinirlerini bozmasını istemiyordu.

Odasına çıkıp evrak çantasını ve diz üstü bilgisayarını alarak aşağı indi, arka kapıya ilerleyerek kumandaya basıp garajın açılmasını bekledi. Arabası tamirde olduğu için yedek arabayı kullanacaktı. Uzun süredir kullanmadığı arabanın koltuğuna oturduğunda önce etrafı inceledi. Sonra motoru çalıştırıp bir süre ısınmasını bekledi.

Garajdan ağır ağır çıkarak duraksadı. Madam’ın şimdiye dek gelmesi gerekliydi. Kız unuttuğunu düşünerek aracından inip eve geri döndü. Hızla yanından geçen hizmetliye Madam’ın nerede olduğunu sordu.

Salonda olduğunu öğrenince kesin sonuca vardı. Madam ilk iş gününü unutmuştu… Hemen salona girerek koltukta Martin’le beraber sohbet eden Madam’a seslendi.

“Madam Alanis! İlk iş gününüzü unuttunuz herhalde.” Tatlı ve resmi konuşması Madam’ın aklını başına getirmeye yetmişti.

“Ah, Bayan Fanny,” diyerek zıpladı yerinden. Martin’e; “Hoşça kalın,” deyip telaşla kıza döndü. “Üzgünüm…” diye mırıldandı.

“Önemli değil Madam,” dedi kız gülümseyerek. Sonra zorla Martin’e baktı. “Sohbetinizi böldüğüm için kusura bakmayın.”  

Görgü kurallarını küçüklükten bu yana kendisine iyice öğreten ve benimseten Madam’ı sinirle hatırladı ilk defa. Çoğu zaman sert ve asiydi ama bir türlü tamamen görgü kurallarının dışında davranamıyordu. Martin söz konusu olduğunda tüm kuralları yok sayası ve yayvan gülümsemesiyle kendine bakan adamı bir daha gelememek üzere evinden kovası geliyordu.

Martin kızın kendi hakkında ki düşüncelerinden habersiz; “Önemli değil,” dedi ayağa kalkarken. “Bende Holding’e gidiyordum zaten.”

Fanny sadece başını sallamakla yetindi. Martin elini öpüp babasıyla çıkışa doğru ilerlerken adamın öptüğü elini üzerine sürdü.

“Iyy…” diye mırıldanıyordu bir yandan da sinirle. “Kibarlık budalası!” diye bağırdı arkasından. Adamın duyup duymaması umurunda değildi.

Madam Alanis hızla merdivenlerden inip salona geldiğinde kız hiçbir şey söylemeden arka kapıya ilerledi. Aracına binerek Madam’ın yanına oturmasını bekledi. Alanis’te tek kelime etmeden bindi arabaya. Fanny hızla gaza basarak arkasında bıraktığı toz dumanıyla uzaklaştı evden.

“Bana kızdınız mı?” diye sordu Madam biraz yol aldıktan sonra.

“Hayır,” dedi kız gülümseyerek. “Martin’den hoşlanmadığımı biliyorsun.”

“Evet,” dedi Madam. “Bana da pek samimi gelmiyor aslında o avukat. Onun teklifi üzerine konuştuk salonda Bayan Fanny.”

“İstediğin kişiyle konuşmakta özgürsün Madam,” dedi kız gazı biraz daha kökleyerek. Sinir bozucu adamlar hep onu bulmak zorunda mıydı? Dünyada erkekleri yok etmenin bir yolu yok muydu acaba? Babası ve Marco istisnaydı elbette…

Holding’e varana kadar ne kız, nede Madam başka tek kelime etmediler. Madam, sinirliyken Fanny’nin üzerine gidilmemesi gerektiğini iyi biliyordu. Çabuk sakinleşmeyeceğinin de farkındaydı...

Arabanın anahtarını görevliye teslim eden kız Madam’ın koluna girerek Holding merdivenlerini tırmandı. Her gün ki işlemlerini gerçekleştirip, birkaç imza attıktan sonra Madam’la kendi katlarına gelebildiler.

“İşiniz çok zor,” diye mırıldanıyordu Madam, Fanny’nin odasına girerlerken.

“Zamanla alıştım,” dedi kız gülümseyerek. Madam’ın yorulduğunu fark etmişti. Nefes nefese kalan kadını bir köşeye oturtarak kahve içmesi gerektiğini söyledi…

Aradan geçen yarım saatlik süreden sonra Fanny önündeki evraklardan başını kaldırıp dikkatle camdan bakan Madam’a döndü. Yandaki boş odanın Madam’a uygun hazırlanması için gerekli olan eşyaları sipariş vermeleri gerekiyordu. Alışverişe çıkmakta gerekliydi kumaşlar için.

Fanny sandalyesinden kalkarak yavaş adımlarla Madam’ın yanına geldi. Duvarı boydan boya kaplayan camdan aşağı, Madam’ın baktığı yere dikti gözlerini.

Alvin, Martin’le ve şirketin mimarlarıyla görüşüyordu Holding’in bahçesinde. Toplantıya Fanny’de çağırılmıştı ama kız Alanis’i yalnız bırakmak istemediği için reddetmişti daveti.

Fanny, yemekte Madam Alanis’in babasıyla konuşurkenki tavırlarını hatırladı. Yıllardır evlerinde bulunan Madam onlar için aileden sayılırdı. Evden dışarı fazla çıkmaz, dışarıdan herkesle muhatap olmazdı. Fanny hiç düşünmemişti Madam’ın da bir gün âşık olacağını. Onun evlerinden ayrılma fikrine dahi tahammül edemezdi.

Kız hafifçe öksürerek başını yere eğdi. Madam’ın kendisine döndüğünü biliyordu. Ona toparlanması için kısa bir süre tanıyıp başını yerden kaldırdı.

“Dalmışsın,” dedi kendine bile değişik gelen ses tonuyla.

“Manzaraya bakıyordum,” dedi Madam yine kızararak. Kız Madam’ın yeni kazandığı bu kızarma huyuna çabucak alıştığını fark etti.

“Hı hı,” dedi Fanny düşünceyle. Yüzünde muzip bir gülümseme belirdi. “Alışverişe çıkabiliriz.”

Madam kızın tavırlarından bazı şeylerin farkına vardığını sezmiş olsa da sesini çıkarmadan kabul etti alışveriş teklifini. Oysa yıllardır dikkatli davranmaya çalışırdı bu konuda. Şimdi neden bazı şeyleri yansıtıyordu hareketlerine? Kendine kızarak Fanny’nin odasından çıktı...


Her zamanki gibi beğenmeniz dileğiyle...

Hiç yorum yok: