17 Kasım 2011 Perşembe

DEJA-VU; 7.BÖLÜM

7.BÖLÜM

Saatler sonra genç kız gözlerini ovalayarak boş kahve bardağını masasından aldı. Ayağa kalktığında belini tutarak sağa sola hareket etti. Kaslarını biraz da olsa gevşettikten sonra rahatladığını hissetti.

Yapılacak toplantı için dosyaları hazırlamış fikrini savunmak için gücünü toplamıştı. Kahve bardağını diğer bulaşık bardakların yanına koyarak odasından çıktı. Kahvesini ya cam bardakta, ya da termosta içerdi. Tuhaf bir takıntıydı belki ama plastik bardaklarda içilen kahveyi midesi almıyordu.

Toplantı odasına girdiğinde yine herkesten önce geldiğini fark etti. Babasının koltuğunun sağ tarafında bulunan sandalyeye oturarak bilgisayarını ve dosyalarını hazır hale getirdi. Beş dakika sonra üst düzey çalışanlar salona doluşmaya başlamıştı. En son Alvin’in odaya girdiğini gördü. Saygı icabı herkesle beraber ayağa kalktı. Alvin kısa bir merhabalaşmanın ardından aceleyle toplantıya başladı.

Fanny yeni bir anlaşmanın eşiğinde yine uygulanması zor bir fikir atmıştı ortaya. Ellerinde belli bir zaman dilimi vardı ve Fanny’nin fikrinin bu zaman zarfında uygulanmasının imkânı yoktu. En azından Fanny hariç herkes böyle düşünüyordu.

“Çizimleri tamamladım!” dedi bir kez daha inatla. “Sadece bana fazladan birkaç arkadaşın yardımcı olması gerekiyor.”

“Sorun da orada,” dedi Michael. “Fazladan birkaç arkadaş yok. Tüm profesyoneller bu anlaşma için iş başındalar zaten. Sizin için ayıracak adamım yok.”

“Tek başıma hallederim,” dedi Fanny. Lanet olsun ne yapıp edecek bu fikri uygulamaya koyacaktı. “Yapıda çok büyük bir değişiklik yapmayacağım. Yalnızca ufak bir ekleme.”

“Siz yeni sistem verandaya ufak bir eklememi diyorsunuz?” diye sordu hayretle Michael. Bu adam Fanny’nin canını sıkmaya başlamıştı. Mantıksız bir şey değildi istediği. Biraz daha güven!

Yönetim kurulunda olduğunun ve şirketin yarısının kendisine ait olduğunun unutulduğunu düşünüyordu bazen. Eğer fikrini reddetmekte bu kadar inatçılarsa Holding’in sahiplerinden olduğunu hatırlatması gerekecekti.

Otoriter ses tonuna biraz daha sertlik kattı. “Bu verandayı o otele ekleyeceğim,” dedi tane tane konuşarak. “Beni kararımdan ne fazladan adamımızın olmaması ne de sizin fikrimi gereksiz bulmanız döndürebilir. Bu işi tek başıma halledeceğim ve sonunda otel sahipleri tarafından gelen övgüleri büyük bir keyifle kabul edeceğim.”

Michael terlediğini hissediyordu. Diğer mimarlar ve yönetici asistanları ağızlarını açamıyorlardı. Fanny bir karar verdiyse onu uygulardı. Daha önce de imkânsız buldukları şeyleri Fanny’nin büyük bir gayretle başardığını görmüşlerdi ama bu sefer ki farklıydı. Bu, Holding’in en büyük anlaşmalarından biriydi.

“Size güveniyoruz Bayan Fanny,” dedi. Bir kez daha şansını denemek istiyordu. Fanny’nin ikinci bir şans vermediğini unutmuştu. “Ama zamanımız bu sefer çok daha kısıtlı ve bu anlaşmayı ihtimaller dâhilinde riske atamayız.”

“Yaptığımız anlaşmayı riske atmak gibi bir düşüncem yok!” dedi Fanny. Kendini sakin olmaya zorladı. “Anlaşmaya yapacağınız küçük bir ekleme, bu işte kimseden yardım istemiyorum. Başımın çaresine bakacağım!”

Fanny sustuğunda masada bir uğultu başladı. Kimi Fanny’i destekliyor kimi bunun mantıksız olduğunu söylüyordu.

Alvin oturduğu yerden kızının kararlılıkla fikrini savunmasını izledi. Fanny işine karışılmasından nefret ederdi ve Alvin biliyordu ki Fanny bir işi yapacağım diyorsa mutlaka zamanında yapardı.

Boğazını temizleyerek konuşmaya başladı. “Biraz sessizlik lütfen!”

Odada ki tüm başlar bir anda Alvin’e döndü. “Bu işte de Fanny’e güvendiğimi söylemek isterim. Daha önce ki anlaşmalarda Fanny’nin sürpriz eklemelerinin başarıyla sonuçlandığını biliyoruz. Anlaşmada ki değişiklikler yapılsın ve imzalansın. Yalnız bir madde daha eklenecek anlaşmanın sonuna.”

Fanny babasının her zaman ki desteğini arkasında hissedince rahatladı. Masadakilerin birçoğunu da ikna etmişti zaten.

Alvin; “Anlaşmanın yerine getirilmesinde herhangi bir sorun olursa tüm sorumluluk Fanny’e ait olacak,” dedi. “Mimarlarımız ve yöneticiler bu iş için gecelerini gündüzlerine katıp çalışıyorlar zaten. Fanny’nin yaptığı bu değişikliğin zamanında tamamlanmaması ihtimaliyle herkesi riske atamam. Anlaşıldı mı?”

Fanny babasının mantıklı ve adaletli fikrine gururla katıldı. “Kabul ediyorum. Bir sorun çıkarsa tüm sorumluluk bana ait!”

Odada ki kısa süreli sessizliğin ardından ortak bir karara varılıp yeni gelen anlaşmalar imzalandı. Fanny bu işi de başarmış olmanın verdiği mutlulukla gülümsedi. Nede olsa başlamak bitirmenin yarısıdır felsefesiyle hareket ediyordu…

Toplantı odasından muzaffer bir edayla ayrıldı Fanny. Çalışmalarını tamamlaması için üç günü vardı ve bugünü doluydu. Sally’i arayıp yemeği iptal etmeyi düşündü önce sonra bundan vazgeçti. Çalışmak uğruna sevdiklerini ihmal etmek istemiyordu. Belki yine de akşam yemeğini erkene alabilirdi. Saatine baktığında henüz 15.00 olduğunu fark etti. Toplantı tam bir saat sürmüştü.

Odasına geldiğinde sekreterine yarım saat içinde çıkacağını bildirdi. Dosyaları dolabına yerleştirip bilgisayarını kapattı. Ardından çantasını ve dizüstü bilgisayarını alıp Madam’ın odasının kapısını çaldı.

Alanis prova mankeninin üzerinde güzel bir elbiseyi iğneliyordu.

“Kolay gelsin,” dedi Fanny neşeyle. Madam Alanis panikle arkasına döndüğünde Fanny’i görünce gülümsedi.
“Korkuttum mu?”

“Hayır! Sadece boş bulundum.”

Fanny gülümsedi. “Benim çıkmam gerek, sen akşam babamla dönersin eve, ben haber vereceğim seni çıkışta alması için.”

Madam başıyla onayladı. Fanny Alanis’in renk vermediğini görünce içten içe hayran oldu Madam’a. Belki de yanlış bir kanıya varmıştı. Alanis babasına karşı bir şey hissetmiyordu. Fanny bir süre dikkatle Madam’a baktı.
“Hoşça kal,” dedi sonra odadan çıkarak. Şu an tek düşünmesi gereken anlaşmanın kurallarını yerine getirmek ve vaktinde inşaatı bitirmekti.

Alvin’e eve giderken Madam’ı unutmamasını söyledikten sonra hızla Holding’den ayrılıp arabasına atladı. Telefonuna sarılarak Sally’i aradı. Birkaç çalıştan sonra açıldı telefon. “Selam Sally. Akşam yemeğini biraz daha erkene almamız mümkün mü?”

Sally; “Elbette,” diye cevap verdi. “Beni birkaç saat bekleyemeyecek kadar özlediğini bilmiyordum.”

“Artık öğrendin,” dedi Fanny neşeyle. Sally’nin esprisine katılmaktan zarar gelmezdi. Yarım saat sonra restoranda buluşmak üzere sözleşip telefonu kapattılar…

Fanny her zaman ki restorandan içeri girince Peter onu karşılamak için masasına geldi. Çok gösterişli olmayan ama günün her saati dolu olan bu restoranı beş yıl önce keşfetmişlerdi Sally’le. Şehrin gizli yerinde saklanmış hazine gibiydi burası. Her yer ışıl ışıl ve eğlenceliydi. Buraya gelenlerin çoğu birbirini tanırdı. Yakın çevrede ki avukatlık bürosunun tüm çalışanları her gün restorandaydı. Buna Sally’de dâhil!

Fanny, restoran sahibi Peter’la biraz konuştuktan sonra Sally’nin masaya doğru gelmekte olduğunu gördü. 

Genç kız, Peter’ın arkadaşıyla konuşmasını da sabırla bekledi. Sonra ayağa kalkıp Sally’e sıkı sıkı sarıldı.

“Merhaba.”

Sally geri çekilip sırıttı. “Selam.”

“Yemeği erkene almamın geçerli bir nedeni var,” dedi Fanny. “Ama önce bir şeyler yiyelim.”

Sally’le beraber siparişlerini verdikten sonra klasik bir sohbet geçti aralarında. Hatır sormayı bıraktıktan sonra Fanny iç çekti. “Elimde büyük bir proje var ve benim bunu üç gün içinde tamamlamam gerekiyor.”

Sally’nin gözlerinden tuhaf bir parıltı geçti. “Yine mi?” diye sordu ciddi tutmakta zorlandığı belli olan sesiyle.

Fanny yalandan sitem etti arkadaşına. “Bana öyle bakma. O veranda otele çok yakışacak!”

Sally kahkahasını serbest bıraktı. Yan masada ki mesai arkadaşları bu gürültünün üzerine delirmiş gibi baktılar Sally’e ama kız aldırmadı.

“Daha bir ay önce yine bu restoranda sana imkânsız bir işi başarma azminle ilgili nutuk çekiyordum. Yine o konuşmayı yapmamı ister misin?”

Fanny yüzünü buruşturdu. “Kesinlikle hayır!” dedi biraz bağırarak. “O konuşmayı dinleyeceğime bir oda dolusu avukatla otururum daha iyi…”

Sally numaradan omuzlarını düşürüp yüzüne acıklı bir ifade oturttu. “Benim de bir avukat olduğumu unutuyorsun.”

“Evet, ama bir tane avukat katlanılabilir oluyor. Asıl sorun bu sayının ikiye ve üçe çıkmasıyla başlıyor.”

Sally kıkırdadı. En yakın arkadaşının avukatların sohbetlerine olan antipatisini biliyordu. Kendi kendine de uzun zaman önce itiraf ettiği gibi birkaç avukat bir araya geldi mi aralarında ki konuşma dışarıdan birinin anlayamayacağı bir anlaşma yumağına dönüşüyordu.

Herkes bir ağızdan anlaşmalarıyla ilgili kilit noktalarda ki önemi anlatıyor sonra müvekkiller hakkında derin bir sohbet başlıyordu. Avukat olmayan elbette o muhabbetlerin döndüğü masadan hemen kaçmak istiyordu. Tıpkı Fanny’nin birçok kez yaptığı gibi…

Siparişleri gelince ikisi de yemeklerine gömüldüler. Fanny karnını doyurduktan sonra kendine bir kahve söyledi.

Sally’de açlığını gidermiş tatminle yemekleri övüyordu. Sonra; “Yemeği erkene almanın nedeni şu imkânsız iş mi?” diye sordu.

Fanny kahvesini yudumlarken başıyla onayladı. “Aslına bakarsan otele gidip çalışmalara yerinde devam etmem gerekiyor. Yemeğimizi iptal etmek istemedim.”

Sally çantasını toplamaya başlayınca Fanny şaşırdı. “Hadi,” dedi kız. “Arabada konuşuruz öyleyse.”

Hesabı öderken aralarında her zaman ki tartışma baş gösterdi. “Bu seferlik benden olsun,” dedi Sally.

“Bir daha ki sefere senden olur.”

Kız içini çekti. “Geçen seferde böyle demiştin.”

Fanny geçen sefer öyle bir şey dediğini hatırlıyordu sanki. Pes etti. Sally’nin hesabı ödemesinden sonra arabaya atladılar.

“Senin araban nerede?”

“Anneme lazımdı,” dedi Sally. “Kendi arabası bakımdaymış.”

Bu sözler Fanny’nin arabasını hatırlamasına neden oldu. Bir ara fırsat bulup aracını tamirciden alması gerekiyordu.

Yola çıktıklarında; “Bu akşam evde olmayacağım için mutluyum,” dedi Fanny. Sally elbette bir şey anlamamıştı, susup beklemeyi tercih etti.

“Yemeğe misafir var,” diye devam etti Fanny sözlerine. “Kim olduğunu tahmin et?”

Genç kız derin bir nefes aldı. “Avukatım Fanny, müneccim değil!”

Fanny sırıttı. “Biliyorum.”

Sally homurdanırken Fanny; “Martin’in kardeşi varmış,” dedi. “Yemeğe o geliyor.”

Sally’nin yüzünde ki şaşkınlık ifadesi görülmeye değerdi. “O herifin kardeşi mi varmış?”

Fanny başıyla onayladı. “Vay be! Bizim Martin’in kardeşi varmış demek. Hem de bugüne dek hiç bahsetmediği bir kardeşi.”

Bize bahsetmedi,” diye düzeltti Fanny arkadaşını. “Belki babama bahsetmiştir.”

Sally başını salladı. “Buda bir ihtimal elbette. Sende o yemeğe katılmamak için bahanen var diye seviniyorsun.”

Fanny yine arkadaşını onayladı. “Kardeşinin de Martin’e benzediğine eminim. Bir tanesine zor katlanıyorum, iki tanesiyle kafayı yiyebilirim.”

Fanny’nin aklından birden delirip Martin’i ve tanımadığı ama Martin’e benzediğine emin olduğu kardeşini evden kovduğu geçti. Belki birkaç karate hareketi bile deneyebilirdi üzerlerinde. Kara kuşak kırk yılda bir işe yarardı!

“Seni değerli olduklarına emin olduğum düşüncelerinden koparmak istemezdim ama benim burada inmem gerek,” dedi Sally. Fanny arabayı yavaşlatıp etrafına bakındı. Adını daha önce hiç duymadığı bir şirketin önündeydiler.

“Yeni bir anlaşma!” dedi Sally heyecanla. Fanny gülerek arkadaşıyla vedalaştı. Anlaşmalar söz konusu olduğunda Sally’de Fanny kadar gözü kara davranırdı. Elbette ikisi de birbirlerinin alanlarına müdahale etmezlerdi.

“Kolay gelsin,” dedi Fanny.
Arkadaşı arabanın kapısını kapatırken; “Sana da!” diye bağırdı.

Genç kız gülümsemesi hala yüzündeyken arabayı çalıştırıp yeni projesinin yolunu tuttu. Trafik her zaman ki gibi Fanny’i bunaltmıştı. Radyoyu açarak İspanyolca şarkı söyleyen bir kadında karar kıldı…
 
Gösterişli otelin önüne geldiğinde araçtan indi. Mimarların ve işçilerin harıl harıl çalışmasından etrafta inanılmaz bir gürültü kirliliği vardı. Fanny ustabaşını bulabilmek için bitmek üzere olan otelin bahçesine girip etrafına bakındı. Sonunda Gavin’i gördüğünde hızlı adımlarla o yöne ilerledi.

Gavin genç kızı görünce gülümsedi. Holding’den gerekli bilgileri ve talimatları almıştı. Fanny yine imkânsızı başarmaya geliyordu!

“Selam Gavin.”

“Hoş geldin,” dedi orta yaşlı adam.

Fanny Holding’de babasıyla bile bazen resmi konuşurdu. Bu kuralını bozduğu tek kişi çocukluğundan bu yana tanıdığı ve çok sevdiği Gavin’di. Yıllardır Holding’de çalışan Gavin, Fanny’e mimarlık konusunda birçok şey öğretmişti. Şimdi de gururla, verdiği emeklerin meyvelerini topluyordu.

Fanny başına bir kask geçirip Gavin’le beraber inşaatın hala devam ettiği arka tarafa ilerledi. Diz üstü bilgisayarını açarak düz bir alana koydu. Bir yandan Gavin’e projesinin ayrıntılarını anlatıyor diğer yandan işinin kaç günde biteceğini hesaplamaya çalışıyordu.

Ayrıntılı bilgiyi aldıktan sonra Gavin iç çekti. “Bu sefer ki projen gerçekten imkânsız Fanny!” Genç kızın suratının düştüğünü görünce gülümsemeye çalıştı. “Sana her konuda güvendiğimi biliyorsun ama zamanımız azaldı. Bu kadar kısa sürede inşaatın biteceğine inanıyor musun?”

“İnanmasam bu fikri ortaya atmazdım,” dedi Fanny. Gavin’in desteğini alamamasının moralini bozmasına izin vermeyecekti.

Yinede meslek babasının her zaman ki gibi kendine sarılacağını ve “Bu iş tam senlik Fanny,” diyeceğini ummuştu.

Gavin oteli üç günde bitirip sahiplerine teslim etmek zorundaydı. Arka tarafta ki küçük çaplı inşaat bittikten sonra her zaman ki gibi gururla Alvin’in karşısına çıkabilecekti. Öte yandan Fanny’i yalnız bırakamayacağını da biliyordu.

“Hemen işe başlamam gerek,” dedi Fanny.

Gavin düşünmeyi bir kenara bıraktı. “Projenin çizimi nerede?”

“Arabada.”

“Arabanın anahtarını alabilir miyim?”

Fanny Gavin’in bu isteğine şaşırdıysa da tereddüt etmeden anahtarı verdi. Gavin tek söz etmeden genç kızın yanından ayrılıp aracın yanına gitti. Bir süre sonra adam elindeki projelerle Fanny’nin yanında yerini aldı.

Genç kızda o sırada projenin çevresine şerit çekmiş çalışanlara gerekli talimatları vermişti. Gavin’in ne yapmaya çalıştığını anlayamamıştı.

“Tüm ayrıntıları çizili olarak görmem gerekiyor,” dedi Gavin. “Sanırım üç kişiyi de bu işe dahil edebilirim. Hatta diğer çalışanlarda bize destek olmak isteyebilirler. Fakat gerçekten bir an önce başlamamız gerek.”

Fanny sırıttı. “Yani bana destek olacaksın?”

Gavin elindekileri güvenli bir yere bırakıp genç kıza sarıldı.  “Bu iş tam senlik Fanny…”

Hiç yorum yok: