24 Aralık 2011 Cumartesi

DEJA-VU; 12.BÖLÜM

12.BÖLÜM



Tyler kızlarla tanışmış hepsiyle tek tek konuşmuştu. Ama kimi evli kimi nişanlıydı. Sevgilisi olmayan kimse yoktu hemen hemen. Bir kişi hariç! Eric’in ben önceden hazırlıklıydım derken neyi kastettiğini şimdi daha iyi anlıyordu. Eric bekâr olan kızı oyununa dahil etmişti bile.

Genç adam muhabbete odaklanmaya çalışıyor ama başaramıyordu. Helen’in kalbini kırmamak için bu defa hayatında biri olduğunu söylemeliydi yaşlı kadına. Her gün başka rahatsızlıkları baş gösteriyordu Helen’in. Ne kadar ömrünün kaldığını Tanrı bilebilirdi. Kadın yinede bu yaşına kadar yatalak hasta olmayı reddetmiş ve son nefesini ayakta vereceğini söylemişti. Dışarıdan bakan bir insan Helen’in o yaşında diri bir kadın olduğunu düşünebilirdi. Tyler’sa işin iç yüzünü bilen birkaç kişiden biriydi.

Genç adam tanıdığı kızları kafasından geçiriyor ama aklı sürekli aynı kişide takılıyordu. Fanny… Genç kıza böyle bir şeyi teklif edemezdi elbette. Kızın kendinden hoşlanmadığını biliyordu.

Helen’i bir sene boyunca aşk acısı çektiğine inandırmıştı. Sevgilisi tarafından terk edildiğini söylemiş ve birkaç ay rahata ermişti. Şimdi aynı numarayı yeniden deneyebileceği geçiyordu aklından. Başka çıkar yol yoktu…

******

Fanny Marco’nun neşesinin yavaş yavaş yerine geldiğinin farkındaydı. Muhtemelen ablasının sözlerini kafasında tartmış ve mantıklı olduklarında karar kılmıştı. Karate kulübünden çıktıktan sonra kardeşinin büyük ısrarları sonucu soluğu yarış pistinde almışlardı. Fanny sadece pisti gezdirecekti Marco’ya…

Nicholas’ın motor koleksiyonun önünde dikiliyorlardı.

“Bunlar inanılmaz!” dedi Marco camekânın ardında ki motorlara bakarak.

“Bence de.”

Fanny Nicholas’ı ilk tanıdığında on yaşındaydı. O zamanlar daha genç olan adam Fanny’nin kolejinde beden eğitimi dersleri veriyordu. Genç kızın motorlara ve hıza olan tutkusunu fark etmiş ve motor kullanmayı öğretmişti.

O zamandan bu zamana adam eğitmenliği bırakmış, bu pisti yaptırarak yarışlardan para kazanmaya başlamıştı. Maddi durumu gayet iyiydi.

“O motorlara hiç bindin mi?” diye sordu Marco.

Fanny içini çekti. “Ne yazık ki hayır, onlar Nick’in özel koleksiyonları. Ama daha yakından bakma fırsatı buldum.”

“Ciddi misin?”

“Evet, ilk yarışımı kazandığım gün Nick bana motorlarına daha yakından bakabileceğimi söylemişti.”

“Eminim muhteşemlerdir,” dedi Marco. Fanny onayladı.

Genç kız neredeyse boyuna yetişmiş olan kardeşinin omzuna attı elini. “Bu kadar ziyaret yeter sanırım.”

“Şimdilik ziyaretlerle yetiniyorum,” dedi Marco.

Fanny gülümsedi. “Sana bir gün motor kullanmayı öğreteceğim.”

“O gün ne zaman gelecek?”

“Bekle ve gör.”

Marco bu cevaptan tatmin olmamıştı. Yinede ablasına itiraz etmedi. İkisi bir, yarış pistinden çıkıp arabaya atladılar.

“Şimdi ne yapmak istersin?” diye sordu Fanny. Marco omzunu silkti. “Sanırım artık eve gidebiliriz. Seninde dinlenme gününü berbat ettim.”

“Saçmalama,” diye çıkıştı Fanny. “Yarında dinlenme günüm.”

“Sonrasında otelin açılışı var sanırım.”

“Evet,” dedi Fanny. Heyecanı sesine yansımıştı…

Eve geldiklerinde Fanny Marco’yu yalnız bırakıp odasına çıktı. Üzerindeki kıyafetleri çıkarıp daha rahat bir şeyler giydi. Masanın üzerinde duran cep telefonunu görünce babasını aramak geldi aklına.
Hızla numarayı bulup arama tuşuna bastı.

“Fanny?”

“Merhaba baba, Marco otele gittiğini söyledi. Veranda hakkındaki fikirlerini merak ettim.”

Alvin’in derin bir nefes aldığını duydu Fanny. “Duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum,” dedi adam kısa bir duraksamanın ardından. “Ama artık senin mucizelerin kızı olduğuna inanıyorum.”

Fanny kıkırdadı. “Bu beğendiğin anlamına geliyor sanırım.”

“Evet, başka nasıl ifade edebiliyorum bilmiyorum.”

Fanny Alvin’in birine kısık sesle bir şeyler söylediğini duyunca meşgul olduğunu anladı. “Ben seni daha fazla tutmayayım, kolay gelsin.”

“Teşekkürler, akşam görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

Fanny babasıyla görüşmesini bitirir bitirmez camın önündeki okuma koltuğuna oturup arkasına yaslandı. Telefonun rehberine baktı bir süre. Sonra sekreterini aradı.

“İyi günler, ben Fanny.”

“Merhaba Bayan Fanny.”

“Merhaba. Otelin açılışına kadar hiçbir toplantıya katılmayacağım. Benim yerime siz bulunursunuz randevularda.”

“Peki efendim.”

“İyi günler.”

“Size de.”

Fanny telefonu kapattıktan sonra odasındaki kitaplığa ilerleyip uzun zamandır okumak istediği kitabı aldı eline. Yazarın adı bir yerlerden tanıdıktı ama üzerinde durmadı. Polisiye ve gerilim romanları çocukluğundan bu yana tutkunu olduğu şeylerdendi.

Tekrar koltuğuna kurulup kitabın ilk sayfasını açtı. Okumaya başladığı anda kendini dünyadan soyutlamış tüm dikkatini yazılanlarda toplamıştı…

Odasının kapısının vurulmasıyla genç kız bakışlarını kitaptan ayırdı. Güneş gökyüzünden ayrılmış yıldızlar tek tük göze çarpmaya başlamıştı. Fanny bir ara başucundaki lambayı yaktığını hatırlıyordu.

“Girin,” dedi hala kapıda bekleyen kişiye.

Madam Alanis’in başını içeri uzattığını görünce gülümsedi. “Gelsene.”

“Rahatsız etmiyorumdur umarım,” dedi Alanis çekingen bir tavırla. Fanny boynunu sağa sola oynatırken “Tabii ki hayır,” diye mırıldandı.

Fanny’nin boynunun tutulduğunu anlayan Madam; “Masaj yapmamı ister misiniz?” diye sordu.

Fanny memnuniyetle kabul etti bu teklifi.

“İşlerinizin yoğunluğu yüzünden doğru düzgün görüşemedik. Her şey yolunda mı?” diye sordu Alanis. Ellerini nazikçe genç kızın omuzlarına yerleştirdi. Fanny meditasyondaymış gibi gözlerini kapatıp kendini Madam’ın ellerine bıraktı.

“Her şey yolunda,” diye yanıtladı Alanis’in sorusunu. “Senin çalışmaların nasıl gidiyor?”

“İyi, otelin açılışı için güzel bir elbise hazırladım size.”

“Öylemi? Modeli nasıl?”

Fanny Madam’ın yüzünü göremese de gülümsediğini sesinden anlamıştı. “Sürpriz.”

Genç kız omzunu silkti. “Sadece bir gün kaldı açılışa. Fazla beklemeyeceğim.”

 Madam konuyu değiştirdi. “Kendinizi serbest bırakın, kaslarınızın gevşemesine izin verin.”

Fanny Alanis’in sözünü dinledi ve buna pişman olmadı. Aksine omuzlarındaki ve sırtındaki ağrıların yavaş yavaş bedenini terk ettiğini hissediyordu.

“Harikasın,” dedi bir süre sonra. “Teşekkür ederim.” Madam’ın yorulduğunu düşünüp masajı yarım bıraktırdı.

Alanis genç kızın karşısına geçip ellerini bir şey söylemek istiyormuş gibi ovuşturdu. Fanny beklerken Madam derin bir nefes aldı. “Bay Tyler hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu Alanis.

Fanny bir an taş kesildi ardından hemen durumu toparlayarak berbat bir gülümseme koydu yüzüne.

“Bay Tyler’ı çok az tanıyorum. Hakkında ne düşünebilirim ki?” Genç kız kimseye o gece Tyler’ın kendisine yardım ettiğini söylememişti. Eğer şimdi bu konuyu açarsa Madam bir şeylerden şüphelenebilir, sürekli kızın hareketlerini kontrol ederdi.

“Anladım,” dedi Alanis. Sonra gülümseyerek ellerini ovuşturmayı bıraktı. Fanny boşluktan faydalandı. “Hadi, aşağı inelim.”

Alanis’le beraber salona girdiklerinde Alvin’i bir köşede dosya incelerken Marco’yu da televizyon izlerken buldular.

“Herkese merhaba,” dedi Fanny gülümseyerek. Babası ve kardeşi ilgilendikleri şeyleri bırakıp Fanny’e odaklandılar.

“Selam,” dedi Alvin. Marco’nun da babasına katıldığını duydu genç kız.

“Masa hazırlanmadı mı hala?”

Madam anında öne atıldı. “Ben hemen bakayım Bayan Fanny.”

Neyse ki Fanny erken davranmış ve Alanis’i uzaklaşmadan durdurmuştu. Kaşlarını çattı. “Siz bir köşeye oturun Madam. Ben ilgilenirim.”

Alanis çaresizce onayladı genç kızı.

Fanny hızlı adımlarla mutfağa ilerleyip çalışanların yemek yetiştirme telaşını izledi. Ardından bir şey söylemeden çıktı mutfaktan.

Madam’ın sorgulayıcı bakışlarına omuzlarını silkti. Zaten endişeli olan çalışanları daha fazla telaşlandırmamak için müdahale etmemişti gecikmelerine.

Alvin’in okuma gözlüklerini çıkarıp gözlerini ovalaması çekti dikkatini. Babası kendini çok fazla yoruyordu.

Fanny Alvin’le yaşıyla ilgili olabildiğince az konuşmaya çalışsa da babasının artık delikanlı olmadığının farkındaydı. 

Alvin’in olduğu yere yaklaşıp gülümsemeye çalıştı. “Otelin bütün hazırlıkları bitti mi?”

Alvin başını kaldırıp anlayışlı bir tavırla yüzünü inceleyen kızına baktı. “Evet,” dedi içini çekerek. “Şimdi bütün formaliteleri tamamladım.”

Fanny başıyla onayladı. “Açılış için heyecanlı olmalısın.”

Adamın dudakları yukarı kıvrıldı. “Sen heyecanlı değil misin?”

Fanny biraz der gibi bir hareket yaptı eliyle. Alvin bu defa tek kaşını kaldırdı. “Yine yapıyorsun,” dedi Fanny’nin anlamamış yüzüne bakarak. “Yine duygularını saklıyorsun.”

Fanny şaşkın bir kahkaha attı. “Duygularımı saklamıyorum.”

Alvin kızıyla inatlaşmamak içi uzatmadı konuyu. Ayağa kalkıp neredeyse hazır olan masaya yaklaştı. “Hadi masaya geçelim.”

Aile fertleri masada yerlerini alınca yemeğe başlandı. Fanny işlerin yoğunluğu arasında Madam ile babasının hareketlerini takip edememişti. Son durum neydi acaba?

Alvin sessizce yemeğini yiyor Madam Marco’nun anlattıklarını dinliyordu. Alanis’in dudaklarının keyifle yukarı kıvrıldığını gördü Fanny. Madam’ın gözleri, gülünce küçülür ve sağ yanağında ufak bir gamze belirirdi. Yüksek sesli kahkaha attığı çok nadir görülürdü. Kız Madam’ı inceledikten sonra babasına baktı.

Alvin’in dikkati artık yemekte değil Alanis’teydi. Fanny gülmesini bastırmak için kibarca öksürdü. Alvin rüyadan uyanıyormuş gibi gözlerini kırpıştırıp başını sağa sola salladı. Marco’da susmuş Fanny’e bakıyordu.

Genç kız dilini ısırdı kendine kızdığı için. Artık herkes daha temkinliydi. Kısa süre sonra Alvin masadan kalktı.

“Size afiyet olsun.”

Babası salondan çıkarken genç kız istifini bozmadı. Madam’ın yerinde kıpırdandığını ve yüzünün düştüğünü gördü. İkisini nasıl bir araya getireceğini düşünüyordu bir yandan da.

Artık bu çiftin duygularından emindi. Sorun; birbirlerine kendi istekleriyle hiçbir zaman açılamayacaklarıydı…


AYŞE KARASOY

BEĞENMENİZ DİLEĞİMLE...

Hiç yorum yok: