29 Aralık 2011 Perşembe

DEJA-VU; 13.BÖLÜM

13.BÖLÜM

Fanny babasını geç saatlere kadar görmedi bir daha. Madam’la günlük sohbetlerini yaptılar. Marco’da erkenden aralarından ayrılmıştı.

Yatmak için odasının olduğu kata çıktığında Alvin’in kapısının aralık olduğunu fark etti. Işık yandığı için çekinmeden kapıyı tıklattı. Babasının “Gel,” diyen sesini duyunca kapıyı biraz daha açıp içeri girdi.

Alvin kollarını göğsünde birleştirmiş pencerenin pervazına yaslanmıştı. Fanny’nin bir şey söylemesini bekliyordu.

Genç kız elini eşofmanının cebine sokarak tek kaşını kaldırdı. “Nerelerdeydin? Yemekten sonra göremedim seni.”

Alvin omzunu silkti. Fanny babasının spor kıyafetlerle daha genç göründüğünü düşünürdü her zaman. Şimdide dağınık saçları ve umarsız tavrıyla Alvin delikanlılara taş çıkartacak kadar yakışıklıydı.

“Bilgisayarda halletmem gereken işler vardı.”

“Ya da kaçıyordun…” diye mırıldandı Fanny.

Alvin öne eğildi. “Bir şey mi dedin?”

Fanny önce olumsuz anlamda başını salladı sonra “Evet,” dedi. Alvin’in dudaklarından bir kıkırtı kaçtı.

“Evet mi? Hayır mı?”

Fanny oflayarak babasının yatağının kenarına oturdu. “Seninle bir konuda konuşmalıyım baba.”

“Seni dinliyorum.”

“Tamam,” diye mırıldandı Fanny. Cesaretini toplamak için derin bir nefes aldı. “Seninle 
Madam hakkında konuşmak istiyorum.”


Alvin’in gülümseyen yüz ifadesi bir anda değişti. “Madam’a bir şey mi oldu?”

“Hayır, henüz hiçbir şey olmadı,” dedi Fanny. Dudağının bir tarafı hafifçe yukarı kıvrıldı.

Alvin kaşlarını çattı. “Lafı ağzında geveleme Fanny. Henüz bir şey olmadı da ne demek?”

“Eğer sen duygularını saklamaya devam edersen bir şey olacağı yok!” dedi Fanny. 

Ellerini göğsünde birleştirip her türlü savunmaya ve reddetmeye karşı kendini hazırladı ama babasından hiçbir yanıt alamadı.

Aradan geçen sessiz dakikaların ardından –ya da sadece saniyeler geçmişti- Alvin kıpırdandı. “Hangi duygularımı saklıyormuşum?”

Fanny keyifli bir tatmin duygusu hissetti. Babası yavaş yavaş oltaya geliyordu. 

“Duygularının olduğunu kabul ediyorsun yani?”

“Sen benim duygusuz olduğumu mu düşünüyordun?”

“Hayır, duygularının ne yönde olduğunu öğrenmeye çalışıyorum.”

“Kime karşı?”

“Duygularının farklı yön aldığı bir kişi var yani?”

“Fanny!” dedi Alvin hiddetle. Yaslandığı yerden ayrılıp odanın içinde volta atmaya başladı. “Ne söyleyeceksen açıkça söyle.”

 “Madam’a karşı ne hissediyorsun?”

Fanny Alvin’in olduğu yerde donup kaldığını görünce huzursuzlandı. Ama babası kendi istemişti açık konuşmasını.

Alvin ağır ağır yüzünü Fanny’e döndü. “Ne demek istiyorsun?” Sesindeki tehlikeli yumuşaklık kızı gerçekten titretti.

“Diyeceğimi dedim.”

Fanny oturduğu yerden ayağa fırladı. Babasının aklına bazı şeyleri sokmuştu. Hızlı adımlarla odadan ayrılabilmekti şimdi planı. Ama babasının yüksek perdeden çıkan hiddetli sesi bu defa genç kızın olduğu yere mıhlanmasını sağladı. “Bir adım daha atarsan küçük bir çocukmuşsun gibi pataklarım seni!”

Yüzünü babasına dönmeden önce okkalı bir küfür savurdu içinden. Ardından yapmacık bir gülümsemeyle Alvin’e döndü.

“Bu kanıya nereden vardığını açıkla bana.”

Fanny’nin konuşmadığını görünce “Hemen!” diye bağırdı adam. Genç kız artık babasıyla açıkça konuşmanın iyi bir fikir olmadığının farkına varmıştı. Lanet olsun bazen gerçekten deli cesaretine sahip olduğunu düşünüyordu.

“Imm, şey… Sizi takip ediyordum bir süredir ve farkına vardım ki birbirinize karşı…”

Bizimi takip ediyordun?” diye sordu Alvin. Sesindeki sinir biraz kaybolmuştu. Odasının köşesindeki koltuğuna oturup arkasına yaslandı. Fanny kendini ölüm fermanını bekleyen suçlular gibi hissediyordu. Babası bu durumda ölüm emrini verecek olan kişi oluyordu tabii.

Kız sakin olmayı denedi. Eğer kendine güvenerek konuşursa karşısındakini fikrine katılması konusunda ikna edebilirdi ya da duygularını açması konusunda. Hay şu kahrolası duygular

“Devam et,” diyerek Fanny’nin belli bir yaş altının duyamayacağı küfrünü sonlandırdı Alvin.

“Evet, tabii devam edeyim… Diyordum ki… Duygular! Duygularınızı birbirinize belli etmemek için çaba sarf ettiğinizi fark ettim.”

Kelimeleri toparla Fanny. Daha düzgün cümleler kur… “Sizi bu durumdan kurtarmak için seninle direkt konuşmanın en iyisi olacağına karar verdim.”

“Karar verdin,” diye tekrarladı Alvin kızının sözlerini kinayeli bir tonla. “Bu kararı ne zaman verdin?”

“Az…” önce diyecekken dilini tuttu Fanny. Kendine güven. “Az kavga etmedim kendimle bunun için,” diye devam etti. Ayaklarının heyecandan hissizleştiğini fark edince babasının yatağının kenarına ilişti yine.

Bu konuşmanın böyle olacağını düşünmemişti. Babasından küçüklüğünden bu yana ilk kez bu kadar korkuyordu. Alvin’in alışıldık mülayim hali yerini farklı tavırlara bırakınca genç kız bocalamıştı. Adeta babasıyla huylarının yer değiştirdiğini düşünecekti. Hemen kendini toparladı.

“Baba bak bu konu bu şekilde konuşulmamalı. Benim içinde bu kararı vermek kolay olmadı. Annemden sonra senin için kimseyi düşünmediğimi biliyorsun.” Şimdiye dek diye geçirdi içinden.

Alvin öne eğilerek ellerini dizlerinde birleştirdi. Fanny babasının gözlerinin dolduğunu görmüştü. Yorgun birkaç kelime döküldü adamın dudaklarından. “Çok zor Fanny, uzun zaman sonra bu şekilde hissetmek gerçekten zor.”

Fanny doğru yolda olduğunu anladı. Konuşmasına verdiği kısa aradan sonra daha güçlü bir sesle devam etti. “Zor olduğunu biliyorum ama bu imkânsız olduğu anlamına gelmiyor.”

Alvin başını kaldırdı. “Bazen bende böyle düşünüyorum ama sonra Madam’ın tavırlarında herhangi bir yakınlık göremeyince…”

“Oda senin gibi düşünüyordur muhtemelen,” diyerek babasının sözünü kesti kız. Alvin şaşırmıştı.

Fanny gülümsedi. “Madam’da kendini suçlu hissediyordur ve senin onu sadece bir dadı olarak gördüğünü düşünüyordur.” Babasının itiraz etmek üzere olduğunu görünce elini kaldırdı. “Elbette Madam bizim için bir dadıdan çok daha fazlası, o ailemizin fertlerinden biri.”

Alvin başıyla onayladı. “Yani oda bana karşı bir şeyler hissediyor mu?” diye sordu. Umut etmekten korkar bir hali vardı.

Fanny “Öyle olduğunu düşünüyorum,” dedi. “Ama önce senin duygularından emin olmak istiyorum. Madam’a ne zamandır bu tarz duygular besliyorsun?”

Alvin içini çekti. “Bilmiyorum, farkına varmadım. Bir anda olmuş bir şey değil. Sanırım kendime itiraf etmem uzun sürdü. Bu yaştan sonra günü birlik ilişki yaşamayacağımı biliyorsun kızım. Eğer hayatıma biri girecekse o kişiyle beraber ömrümün kalanını geçirmek istiyorum.”

Fanny dişlerini sıktı. Alvin kızının burun deliklerinin kabardığını, gözlerindeki ışıltının biten bir mum gibi sönüverdiğini fark etti. “Ölümden bahsetmeyeceğim,” dedi hemen.

Fanny tuttuğu nefesini geri verdi. Alvin oturduğu yerden kalkıp yatağa, kızının yanına oturdu. “Aylardır düşüncelerimi sana açabileceğim uygun bir zaman bekledim ama o an bir türlü gelmedi,” diye mırıldandı.

Fanny babasının boynuna sarıldı. Alvin kızının saçlarını öperek gülümsedi. “Bana kalsa o uygun zaman hiç gelmeyebilirdi. Teşekkür ederim kızım, yardımcı olduğun için.”

Fanny’nin içini çektiğini ardından kıkırdadığını fark etti adam. Geri çekilerek kızının yüzüne baktı. Fanny’nin gözlerinde gülmesini bastırdığı için oluşan yaşlar vardı.

“Madam’ı konuşturmak bu kadar kolay olmayacak,” dedi.

Alvin irkildi. “Peki, ne yapacağız?”

Genç kız memnuniyetle gülümsedi. “Bu işte beraber olursak durumu kolaylaştırabiliriz.”

Ardından baba kız kafa kafaya vererek plan yapmaya başladılar. Fanny bir işi daha başarmak üzere olduğunun farkındaydı. Madam’ın ikisini de çok fazla zorlamamasını umut ediyordu...
……
Gece geç yattığı için ve bu günüde tatil olduğu için Fanny öğlen saatlerine kadar uyudu. Ama ne yazık ki çalan telefon güzel rüyasını ve tatlı uykusunu böldü. Kim olduğuna bakmadan telefonu açıp kulağına götürdü.

“Fanny.”

Sally’nin sesini duyunca içini çekti. “Efendim,” dedi kısık ve uykulu olan sesiyle. Karşı taraftan anlamsız bir kahkaha ve “Vay canına!” kelimeleri geldi.

Genç kız uyanmadığını ve rüya gördüğünü düşündü. Telefonu elinden düşürüp yeniden uykuya dalacakken Sally’nin sesi yükseldi. “Sen bu saatte uyuyor musun gerçekten?”

“Evet, sen aramadan önce uyuyordum. Hem de güzel rüyaların eşliğinde.”

“Rüyanda ne gördüğünü sorabilir miyim?”

“Tabii, Bay Tyler’ı ve Dubai’yi gör…”

Fanny aniden yatakta doğruldu. Eliyle alnına vurarak içinden söylendi. Sally elbette söylenenlerin üzerine atıldı hemen. “Bay Tyler kim?”

“Senin hiçbir şeyden haberin yok tabii.”

Genç kız arkadaşıyla her şeyi paylaşmaya karar verdi. Eğer birilerine anlatmazsa bu işin içinden çıkamayacaktı. Çoğu zaman problemlerini ve duygu karmaşalarını kendi içinde çözse de bu sefer durum daha vahimdi.

“Bu gün buluşalım,” dedi esnemesinin arasından.

Sally onayladı. “Hem de acilen!”

Sally’nin evinin kapısında bir süre duraksadı Fanny. Ardından düşüncelerini ve söyleyeceklerini bir kez daha aklından geçirip kenardaki zile bastı. Sally’nin annesinin “Geliyorum,” diyen sesini duydu. Ardından kapı büyük bir hızla açıldı. Fanny ne olduğunu anlayamadan kadın arkasını dönüp koşturmaya başladı.

Bir süre sonra uzaklardan birinin “Fırını kapat!” dediğini duydu. Bu sanırım Sally’nin annesi Elena idi.

Fanny kıkırtıları eşliğinde içeri girip kapıyı kapattı. Elena’nın hala söylendiğini işitebiliyordu. Burnuna çilekli krema ve yeni pişmiş kek kokuları geldi.

Sally’nin etrafta olmadığını görünce merdivenlere yönelip yukarı çıktı. Garip müzik sesinin geldiği odaya yöneldi. Kapıyı çalmadan açıp içeri girdi. Sally dolaplarının hepsini aşağı indirmiş elbiselerini düzenliyordu.

Odanın dağınıklığı karşısında ağzı bir karış açılan Fanny “Selam!” diye bağırdı. Müziğin sesini bastırmak için neredeyse çığlık atmıştı.

Sally hızla Fanny’e dönüp gülümsedi. “Selam,” dedi, yerde yığın halinde duran elbiselerin üzerinden atlayıp Fanny’nin boynuna atıldı.

“Bekle müziği kapatayım…”

Fanny yatağın kenarına oturmuş bir yandan arkadaşının elbiselerini düzenlemesine yardım ediyor diğer yandan Tyler’la ilk karşılaştıkları günü anlatıyordu.

“Seni neden tamircide bıraktı ki?”

“Bilmiyorum,” diye mırıldandı genç kız. Keşke bu soruyu Tyler’a sorabilseydi.


“Ee… Sonra,” diye teşvik etti Sally.

Kız derin bir nefes aldı. “Sonrası Tyler Martin’in kardeşi çıktı, bizim eve yemeğe geldiler ve ben kimseye bir şey çaktırmamak için hiç tanışmamışız gibi davrandım.”

Tek solukta yaptığı açıklamayı Sally kocaman bir sırıtmayla dinledi. “Tyler, Martin’in kardeşi ve sen bu çocuktan hoşlanıyorsun!”

Fanny bu yanlış açıklama yüzünden olduğu yerde sıçradı. “Hoşlandığımı nereden çıkarıyorsun, adamı tanımıyorum bile, ayrıca tanıdığım kadarıyla sevmeyeceğim bir insan tipi olduğuna karar verdim.”

Sally dudaklarını büzüp başını salladı. Fanny’nin çatılan kaşları karşısında konuşmak zordu. Renginin beyazladığını görünce kız, arkadaşının üzerine gitmedi. “Sen öyle diyorsan…”

“Öyle diyorum.”

“Yarın otelin açılışına geleceksin değil mi?” Fanny konuyu kapatmak için bu soruyu atmıştı ortaya.

“Sanırım geleceğim,” dedi Sally.

“Gelirsen çok sevinirim, günlerimi verdiğim verandayı sana göstermek için can atıyorum.”

“Muhteşem olduğuna eminim,” dedi Sally.

Fanny’nin dudakları yukarı kıvrıldı. “Bilmiyorum, ona siz ve otel sahipleri karar vereceksiniz.”


AYŞE KARASOY

Bölümlerin arası bu kadar açık olduğu için üzgünüm. Beğenmeniz dileğiyle...

24 Aralık 2011 Cumartesi

DEJA-VU; 12.BÖLÜM

12.BÖLÜM



Tyler kızlarla tanışmış hepsiyle tek tek konuşmuştu. Ama kimi evli kimi nişanlıydı. Sevgilisi olmayan kimse yoktu hemen hemen. Bir kişi hariç! Eric’in ben önceden hazırlıklıydım derken neyi kastettiğini şimdi daha iyi anlıyordu. Eric bekâr olan kızı oyununa dahil etmişti bile.

Genç adam muhabbete odaklanmaya çalışıyor ama başaramıyordu. Helen’in kalbini kırmamak için bu defa hayatında biri olduğunu söylemeliydi yaşlı kadına. Her gün başka rahatsızlıkları baş gösteriyordu Helen’in. Ne kadar ömrünün kaldığını Tanrı bilebilirdi. Kadın yinede bu yaşına kadar yatalak hasta olmayı reddetmiş ve son nefesini ayakta vereceğini söylemişti. Dışarıdan bakan bir insan Helen’in o yaşında diri bir kadın olduğunu düşünebilirdi. Tyler’sa işin iç yüzünü bilen birkaç kişiden biriydi.

Genç adam tanıdığı kızları kafasından geçiriyor ama aklı sürekli aynı kişide takılıyordu. Fanny… Genç kıza böyle bir şeyi teklif edemezdi elbette. Kızın kendinden hoşlanmadığını biliyordu.

Helen’i bir sene boyunca aşk acısı çektiğine inandırmıştı. Sevgilisi tarafından terk edildiğini söylemiş ve birkaç ay rahata ermişti. Şimdi aynı numarayı yeniden deneyebileceği geçiyordu aklından. Başka çıkar yol yoktu…

******

Fanny Marco’nun neşesinin yavaş yavaş yerine geldiğinin farkındaydı. Muhtemelen ablasının sözlerini kafasında tartmış ve mantıklı olduklarında karar kılmıştı. Karate kulübünden çıktıktan sonra kardeşinin büyük ısrarları sonucu soluğu yarış pistinde almışlardı. Fanny sadece pisti gezdirecekti Marco’ya…

Nicholas’ın motor koleksiyonun önünde dikiliyorlardı.

“Bunlar inanılmaz!” dedi Marco camekânın ardında ki motorlara bakarak.

“Bence de.”

Fanny Nicholas’ı ilk tanıdığında on yaşındaydı. O zamanlar daha genç olan adam Fanny’nin kolejinde beden eğitimi dersleri veriyordu. Genç kızın motorlara ve hıza olan tutkusunu fark etmiş ve motor kullanmayı öğretmişti.

O zamandan bu zamana adam eğitmenliği bırakmış, bu pisti yaptırarak yarışlardan para kazanmaya başlamıştı. Maddi durumu gayet iyiydi.

“O motorlara hiç bindin mi?” diye sordu Marco.

Fanny içini çekti. “Ne yazık ki hayır, onlar Nick’in özel koleksiyonları. Ama daha yakından bakma fırsatı buldum.”

“Ciddi misin?”

“Evet, ilk yarışımı kazandığım gün Nick bana motorlarına daha yakından bakabileceğimi söylemişti.”

“Eminim muhteşemlerdir,” dedi Marco. Fanny onayladı.

Genç kız neredeyse boyuna yetişmiş olan kardeşinin omzuna attı elini. “Bu kadar ziyaret yeter sanırım.”

“Şimdilik ziyaretlerle yetiniyorum,” dedi Marco.

Fanny gülümsedi. “Sana bir gün motor kullanmayı öğreteceğim.”

“O gün ne zaman gelecek?”

“Bekle ve gör.”

Marco bu cevaptan tatmin olmamıştı. Yinede ablasına itiraz etmedi. İkisi bir, yarış pistinden çıkıp arabaya atladılar.

“Şimdi ne yapmak istersin?” diye sordu Fanny. Marco omzunu silkti. “Sanırım artık eve gidebiliriz. Seninde dinlenme gününü berbat ettim.”

“Saçmalama,” diye çıkıştı Fanny. “Yarında dinlenme günüm.”

“Sonrasında otelin açılışı var sanırım.”

“Evet,” dedi Fanny. Heyecanı sesine yansımıştı…

Eve geldiklerinde Fanny Marco’yu yalnız bırakıp odasına çıktı. Üzerindeki kıyafetleri çıkarıp daha rahat bir şeyler giydi. Masanın üzerinde duran cep telefonunu görünce babasını aramak geldi aklına.
Hızla numarayı bulup arama tuşuna bastı.

“Fanny?”

“Merhaba baba, Marco otele gittiğini söyledi. Veranda hakkındaki fikirlerini merak ettim.”

Alvin’in derin bir nefes aldığını duydu Fanny. “Duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum,” dedi adam kısa bir duraksamanın ardından. “Ama artık senin mucizelerin kızı olduğuna inanıyorum.”

Fanny kıkırdadı. “Bu beğendiğin anlamına geliyor sanırım.”

“Evet, başka nasıl ifade edebiliyorum bilmiyorum.”

Fanny Alvin’in birine kısık sesle bir şeyler söylediğini duyunca meşgul olduğunu anladı. “Ben seni daha fazla tutmayayım, kolay gelsin.”

“Teşekkürler, akşam görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

Fanny babasıyla görüşmesini bitirir bitirmez camın önündeki okuma koltuğuna oturup arkasına yaslandı. Telefonun rehberine baktı bir süre. Sonra sekreterini aradı.

“İyi günler, ben Fanny.”

“Merhaba Bayan Fanny.”

“Merhaba. Otelin açılışına kadar hiçbir toplantıya katılmayacağım. Benim yerime siz bulunursunuz randevularda.”

“Peki efendim.”

“İyi günler.”

“Size de.”

Fanny telefonu kapattıktan sonra odasındaki kitaplığa ilerleyip uzun zamandır okumak istediği kitabı aldı eline. Yazarın adı bir yerlerden tanıdıktı ama üzerinde durmadı. Polisiye ve gerilim romanları çocukluğundan bu yana tutkunu olduğu şeylerdendi.

Tekrar koltuğuna kurulup kitabın ilk sayfasını açtı. Okumaya başladığı anda kendini dünyadan soyutlamış tüm dikkatini yazılanlarda toplamıştı…

Odasının kapısının vurulmasıyla genç kız bakışlarını kitaptan ayırdı. Güneş gökyüzünden ayrılmış yıldızlar tek tük göze çarpmaya başlamıştı. Fanny bir ara başucundaki lambayı yaktığını hatırlıyordu.

“Girin,” dedi hala kapıda bekleyen kişiye.

Madam Alanis’in başını içeri uzattığını görünce gülümsedi. “Gelsene.”

“Rahatsız etmiyorumdur umarım,” dedi Alanis çekingen bir tavırla. Fanny boynunu sağa sola oynatırken “Tabii ki hayır,” diye mırıldandı.

Fanny’nin boynunun tutulduğunu anlayan Madam; “Masaj yapmamı ister misiniz?” diye sordu.

Fanny memnuniyetle kabul etti bu teklifi.

“İşlerinizin yoğunluğu yüzünden doğru düzgün görüşemedik. Her şey yolunda mı?” diye sordu Alanis. Ellerini nazikçe genç kızın omuzlarına yerleştirdi. Fanny meditasyondaymış gibi gözlerini kapatıp kendini Madam’ın ellerine bıraktı.

“Her şey yolunda,” diye yanıtladı Alanis’in sorusunu. “Senin çalışmaların nasıl gidiyor?”

“İyi, otelin açılışı için güzel bir elbise hazırladım size.”

“Öylemi? Modeli nasıl?”

Fanny Madam’ın yüzünü göremese de gülümsediğini sesinden anlamıştı. “Sürpriz.”

Genç kız omzunu silkti. “Sadece bir gün kaldı açılışa. Fazla beklemeyeceğim.”

 Madam konuyu değiştirdi. “Kendinizi serbest bırakın, kaslarınızın gevşemesine izin verin.”

Fanny Alanis’in sözünü dinledi ve buna pişman olmadı. Aksine omuzlarındaki ve sırtındaki ağrıların yavaş yavaş bedenini terk ettiğini hissediyordu.

“Harikasın,” dedi bir süre sonra. “Teşekkür ederim.” Madam’ın yorulduğunu düşünüp masajı yarım bıraktırdı.

Alanis genç kızın karşısına geçip ellerini bir şey söylemek istiyormuş gibi ovuşturdu. Fanny beklerken Madam derin bir nefes aldı. “Bay Tyler hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu Alanis.

Fanny bir an taş kesildi ardından hemen durumu toparlayarak berbat bir gülümseme koydu yüzüne.

“Bay Tyler’ı çok az tanıyorum. Hakkında ne düşünebilirim ki?” Genç kız kimseye o gece Tyler’ın kendisine yardım ettiğini söylememişti. Eğer şimdi bu konuyu açarsa Madam bir şeylerden şüphelenebilir, sürekli kızın hareketlerini kontrol ederdi.

“Anladım,” dedi Alanis. Sonra gülümseyerek ellerini ovuşturmayı bıraktı. Fanny boşluktan faydalandı. “Hadi, aşağı inelim.”

Alanis’le beraber salona girdiklerinde Alvin’i bir köşede dosya incelerken Marco’yu da televizyon izlerken buldular.

“Herkese merhaba,” dedi Fanny gülümseyerek. Babası ve kardeşi ilgilendikleri şeyleri bırakıp Fanny’e odaklandılar.

“Selam,” dedi Alvin. Marco’nun da babasına katıldığını duydu genç kız.

“Masa hazırlanmadı mı hala?”

Madam anında öne atıldı. “Ben hemen bakayım Bayan Fanny.”

Neyse ki Fanny erken davranmış ve Alanis’i uzaklaşmadan durdurmuştu. Kaşlarını çattı. “Siz bir köşeye oturun Madam. Ben ilgilenirim.”

Alanis çaresizce onayladı genç kızı.

Fanny hızlı adımlarla mutfağa ilerleyip çalışanların yemek yetiştirme telaşını izledi. Ardından bir şey söylemeden çıktı mutfaktan.

Madam’ın sorgulayıcı bakışlarına omuzlarını silkti. Zaten endişeli olan çalışanları daha fazla telaşlandırmamak için müdahale etmemişti gecikmelerine.

Alvin’in okuma gözlüklerini çıkarıp gözlerini ovalaması çekti dikkatini. Babası kendini çok fazla yoruyordu.

Fanny Alvin’le yaşıyla ilgili olabildiğince az konuşmaya çalışsa da babasının artık delikanlı olmadığının farkındaydı. 

Alvin’in olduğu yere yaklaşıp gülümsemeye çalıştı. “Otelin bütün hazırlıkları bitti mi?”

Alvin başını kaldırıp anlayışlı bir tavırla yüzünü inceleyen kızına baktı. “Evet,” dedi içini çekerek. “Şimdi bütün formaliteleri tamamladım.”

Fanny başıyla onayladı. “Açılış için heyecanlı olmalısın.”

Adamın dudakları yukarı kıvrıldı. “Sen heyecanlı değil misin?”

Fanny biraz der gibi bir hareket yaptı eliyle. Alvin bu defa tek kaşını kaldırdı. “Yine yapıyorsun,” dedi Fanny’nin anlamamış yüzüne bakarak. “Yine duygularını saklıyorsun.”

Fanny şaşkın bir kahkaha attı. “Duygularımı saklamıyorum.”

Alvin kızıyla inatlaşmamak içi uzatmadı konuyu. Ayağa kalkıp neredeyse hazır olan masaya yaklaştı. “Hadi masaya geçelim.”

Aile fertleri masada yerlerini alınca yemeğe başlandı. Fanny işlerin yoğunluğu arasında Madam ile babasının hareketlerini takip edememişti. Son durum neydi acaba?

Alvin sessizce yemeğini yiyor Madam Marco’nun anlattıklarını dinliyordu. Alanis’in dudaklarının keyifle yukarı kıvrıldığını gördü Fanny. Madam’ın gözleri, gülünce küçülür ve sağ yanağında ufak bir gamze belirirdi. Yüksek sesli kahkaha attığı çok nadir görülürdü. Kız Madam’ı inceledikten sonra babasına baktı.

Alvin’in dikkati artık yemekte değil Alanis’teydi. Fanny gülmesini bastırmak için kibarca öksürdü. Alvin rüyadan uyanıyormuş gibi gözlerini kırpıştırıp başını sağa sola salladı. Marco’da susmuş Fanny’e bakıyordu.

Genç kız dilini ısırdı kendine kızdığı için. Artık herkes daha temkinliydi. Kısa süre sonra Alvin masadan kalktı.

“Size afiyet olsun.”

Babası salondan çıkarken genç kız istifini bozmadı. Madam’ın yerinde kıpırdandığını ve yüzünün düştüğünü gördü. İkisini nasıl bir araya getireceğini düşünüyordu bir yandan da.

Artık bu çiftin duygularından emindi. Sorun; birbirlerine kendi istekleriyle hiçbir zaman açılamayacaklarıydı…


AYŞE KARASOY

BEĞENMENİZ DİLEĞİMLE...