26 Ocak 2013 Cumartesi

DEJA-VU; 25.BÖLÜM


Fanny, Tyler’la yan yana çakıl yoldan ilerlerken farkında olmadan gülümsedi. Helen’in taştan yapılmış kulübesini gördüğünde ise hayrete düştü. Her şey nasıl bu kadar otantik ve gerçek dışı olabilirdi ki?

Yapının önce mimari yönüne baktı ardından da sıradan bir gözle etrafı taradı. Burada yaşamayı gerçekten isterdi. Küçük yerler her zaman daha sıcak gelmişti Fanny’e.

Tyler’ın duraksadığını fark edince ona döndü.

“Endişeli misiniz?” diye sordu adam.

Fanny başını iki yana salladı. “Helen’i ve zevklerini takdir etmekle meşguldüm.”

Genç adam gülümsedi. “Bu sözler Helen’i çok mutlu ederdi.”

Fanny, Tyler’ın gülümseyince ortaya çıkan gamzelerinden zorla gözlerini ayırdı. “Artık kapıyı çalmalıyız.”

Derin bir nefes alarak kararlılıkla zile uzanan büyük ele baktı. Sakin olması gerektiğini hatırlattı kendine. Şimdi Lillian’ın yaşadığı heyecanı ve stresi daha iyi anlıyordu. Ama burada kendisini rahatlatacak kimse yoktu, bu yüzden iş başa düşüyordu.

Birkaç dakikanın ardından kapı ardına kadar açıldı ve genç kızın tahmin ettiğinin aksine uzun boylu diri bir kadın karşılarında belirdi. Azametine rağmen kadın Tyler’ın ancak omuzlarına gelebiliyordu.

“Merhaba Helen,” dedi Tyler çapkın bir gülüşle. Kadın başını havaya kaldırıp her nasıl yaptıysa adama yüksekten bakmayı başardı.

“Merhaba,” dedi sonra güçlü bir sesle. “Kız arkadaşını bana tanıştırmayacak mısın?”

Dikkatlerin bir anda üzerine çekilmesiyle endişelenen Fanny kasıldı. Tyler durumu fark etmiş olacak ki ani bir hareketle uzanıp kızın buz gibi olan elini tuttu.

“Tabii,” dedi kibar bir ifadeyle. “Helen seni Fanny’le tanıştırayım. Fanny, Helen’i az çok tanıyorsun.”

Hayır diye inledi içinden Fanny. Bu kadını tanıması belki de yıllarını alırdı. Görgü kurallarını anımsayıp boşta olan elini Helen’e uzattı. “Memnun oldum.”

Kadın bir süre uzattığı eline baktı ardından küçük bir gülümsemeyle kızla tokalaştı. “İçeri geçin.”

Emrivakiden nefret eden Fanny’nin endişesi yerini sinire ve huzursuzluğa bırakıyordu. Bu tarz insanlara ağzının payını vermek genelde Fanny’nin işiydi. Ama bu kadına ne söylerse söylesin etki etmeyeceğine dair garip bir his vardı içinde. Bu yüzden sabırlı olması gerektiğini kendine hatırlattı ve doğru hamleyi yapmak için fırsat kollamaya başladı.

Evin içi tahmin ettiği gibi otantikti. Ortalıkta ayağa dolanacak fazla eşya yoktu, her şey düzenli ve temizdi. Kadının gösterdiği kanepeye oturarak ellerini kibarca kucağında birleştirdi.

Helen sallanan sandalyesine geçip omzuna ince şalını sardı. Tyler’da bir süre sonra odaya gelmiş Fanny’nin yanında yerini almıştı. Adamın kendisine haddinden fazla yakın oturduğunu gören Fanny kıpırdamaya yeltendi ama Helen’in keskin bakışlarını üzerinde hissedince biraz daha bu şekilde oturabileceğine karar verdi.

Tyler oldukça rahat görünüyordu. “Nasılsın Helen?” diye sordu. “Seni görmeyeli uzun zaman oldu. Öldürücü bakışlarını özlemişim.”

Kadın tatminkâr bir ifadeyle gülümsedi. “Seni görmeyeli de uzun zaman oldu evlat ama pek değişmemişsin.”

Fanny, kadının bu sözleri, Tyler’ın dış görünüşü için söylemediğini anlamıştı.

“Ama yinede beni seviyorsun,” dedi Tyler arkasına yaslanarak. Küçük kanepede fazla iri duruyordu.

“Bunun için Tanrı beni cezalandırmaz umarım,” diye mırıldandı Helen. Fanny iyi atıştı dedi içinden.

Tyler’da aynı şekilde düşünüyordu ki hızla doğruldu. “Siz kazandınız Bayan Helen!”

“Her zamanki gibi,” diye mırıldandı kadın. Fanny ikisi arasında geçen konuşma yüzünden başını bir oraya bir buraya çevirmeye başlamıştı.

Neyse ki Helen konuşmadan sıkılmış gibi elini havada salladı. Bakışlarını tekrar Fanny’e çevirip dudaklarını büzdü.

“Söyle bakalım, nasıl tanıştınız?”

Kız hikâyelerini hatırlıyordu. Ama konu üzerinde biraz değişiklik yapmak hoşuna gidecekti.

“Otelde,” dedi keyifli bir gülümsemeyle. Kadının kaşlarıyla gözlerinin arasındaki mesafe kapanınca ürperdi.

“Nasıl yani?” diye sordu Helen soğuk bir sesle. Fanny Tyler’ın yanında konuşmaya hazırlandığını gördü ama dirseğini adamın karnına geçirip susmasını sağladı. Helen o sırada tuhaf bir ifadeyle gözlerini Fanny’nin gözlerine kilitlemişti. Bu yüzden kızın hamlesinin farkına varmadı.

“Bir otelin açılışında,” dedi Fanny sonsuzluk gibi gelen bir duraksamanın ardından. Helen’in yüzündeki ifade düzeldi ama kadın tedbiri elden bırakmamıştı.

Tyler’ın elinin az önce vurduğu yerde olduğunu gören Fanny daha da neşelendi. Helen’e “Siz ne düşünmüştünüz?” diye sordu cevabı bilmesine rağmen.

Kadın gülümsedi. “Ne düşündüğümü gayet iyi biliyorsun küçük hanım.”

“Siz öyle diyorsanız…” dedi Fanny, ardından Tyler’a alaycı bir bakış attı. Adam kızın gözlerini üzerinde hissedince hemen toparlandı.

Fanny Helen’e döndüğünde düşünceli gözlerle kadının kendisini izlediğini gördü. “Ne iş yapıyorsun?”

“Mimarım,” diye yanıtladı. Helen’in gözlerinde bir an güzel parıltılar yer aldı. O sırada Tyler’ın ayaklandığını gören kız şaşkınlıkla adama baktı.

“Biz artık gitsek iyi olacak Helen.”

Kadın kafasını iki yanına salladı. “Müsaade etmiyorum. Henüz içim rahat etmedi.”

Fanny bu sözlerden sonra kaşlarını çattı. “İçinizin rahat etmesi için neyi bekliyorsunuz?” diye sordu soğuk bir sesle. Tyler ağır ağır genç kıza döndü. Oysa Fanny’nin artık sabrı taşmıştı ve gözü Helen’den başkasını görmüyordu.

“Tyler’ın Bay Mükemmel olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Evinize gelen birini bu bakışlarla incelemeye ve süzmeye hiç hakkınız yok. Bu arada belki inanamayacaksınız ama söyleyeyim. Sizin mükemmel olmayan torununuz her nasıl yaptıysa kalbimi çalmayı başardı ve ben bu meseleyi eleştirilere kapattım. Yani anlayacağınız sizinle yaptığımız muhabbet burada bitti. Eğer kalp krizi falan geçirecekseniz belirtilerini şimdi gösterseniz iyi olur. Çünkü beş dakika içinde buradan gidiyoruz.”

Hışımla ayağa fırladı ve ağzı bir karış açık kalan Tyler’ın koluna yapıştı. “Haydi.”

Odanın kapısından çıkacaklarken arkalarından “Bir adım daha atmayın!” diye gürledi Helen. İkisi de donup kalmışlardı. Fanny omzunda bir el hissedince başını dik tutup arkasına döndü.

“Böyle bir şey bekliyordum,” dedi kadın. Fanny hiçbir şey anlamamıştı. “İçimin rahat etmesi için ne beklediğimi sormuştun,” dedi kadın sabırlı bir sesle. “Böyle bir çıkış bekliyordum.”

Şimdi şaşkınlıktan bocalama sırası Fanny’deydi.

“Ne demek istiyorsun?” diye atıldı Tyler.

Helen gülümsedi. Geldiklerinden bu yana ilk kez gerçek bir gülümseme görüyordu Fanny yaşlı kadının yüzünde. “Bu kız seni adam eder Tyler,” diye açıklık getirdi Helen konuya. “Şimdiye kadar gerek telefonda gerekse yüz yüze tanıştığım kızların hepsi pısırıktı. Karşımda titremeden duran ve benimle dalga geçme cüretini gösteren tek kişi Fanny. Bende onun biraz üzerine gittim ve sabrını zorladım.”

Fanny resmen oltaya gelmişti. Genç kızın kendi kendine kaşlarını çattığını gören Helen kıkırdadı. “Bana benziyorsun,” dedi güleç bir tavırla. “Bu yüzden kapımda belirdiğin ilk andan itibaren sinir olacağını düşündüğüm tüm hareketleri yaptım ve aklında bulunsun ilk kez bir eli bu kadar açık oynadım.”

Fanny’nin dudakları istem dışı kıvrıldı. “Sizinde aklınızda bulunsun,” dedi kibar bir ifadeyle. “Bende ilk kez bu kadar küçük bir yem karşısında oltaya takıldım.”

Helen’in kahkahaları odada yankılandı. Fanny, Tyler’a döndüğünde onunda sarsılarak gülmekte olduğunu gördü.

Kadın elini dostça kızın omzuna koydu bir süre sonra. “Eğer bir kahvemi içersen beni çok memnun edersin.”

“İçine tuz koymayacaksanız memnuniyetle kabul ederim,” dedi Fanny.

Helen tek kaşını havaya kaldırdı. “Daha önce yapmıştım. Ama sen özel muameleyi hak ediyorsun.”

Fanny, ne zamandan beri kahveye tuz koymamanın özel muamele sayıldığını bilmiyordu ama yinede kalktığı kanepeye tekrar oturdu. Bu sefer daha rahattı ve arkasına yaslanıp Tyler’la arasındaki mesafeyi elinden geldiğince açtı.

“İyi iş çıkardınız,” dedi Tyler takdir dolu bir sesle.

Fanny uzaktan doğru odadaki resimlere bakarken başını bir kez aşağı etti. “İltifatlarınız kalbimin daha hızlı atmasına neden oluyor Bay Tyler.”

“Genel olarak kızlar üzerindeki etkim öyledir,” dedi adam kibirli bir tavırla. “Zamanla başka meziyetlerim olduğunu da fark edeceksiniz.”

“Ah o zaman hastaneyle arama fazla mesafe koymamalıyım. İlginç meziyetleriniz sayesinde mutluluktan ölebilirim.”

Mutluluk kelimesindeki vurgu Tyler’ın sırıtmasına neden oldu. “Gerçekten Helen’e benziyorsunuz,” dedi kendi kendine konuşur gibi.

“Belli ki zamanında büyük konuşmuşsunuz,” diye mırıldandı Fanny. Genç adamın cevap vermesine fırsat kalmadan Helen kapıda göründü. Tyler hemen ayağa kalktı ve kadının elinden tepsiyi alıp odanın köşesindeki masaya bıraktı.

“Buyurun bayanlar,” dedi sandalyeleri geriye çekerken. Fanny gülümseme gereği duymadan ayağa kalktı. Helen başköşeye geçerken gençler karşılıklı sandalyelerde oturmayı tercih ettiler.

Fanny kahve bardağını iki eliyle tutup burnuna yaklaştırdı. Sinirlerinin gevşemesi için ağır ağır kokladı havaya yayılan muhteşem kokuyu, ardından büyük bir yudum alarak kahvenin eşsiz tadına vardı.

“Kahveyle aranda büyük bir aşk var sanırım,” dedi Helen. Fanny başını kaldırıp gülümseyen gözlerle kendisini izleyen çifte baktı.

Aşka inanmam diye geçirdi içinden. “Evet, kahveyle güçlü bir bağ var aramızda,” demekle yetindi.

Helen kızın cevabını başıyla bir kez onayladıktan sonra yanında sessizce oturan Tyer’a döndü. “Yeni bir kitaba başladığını duydum. Konusu ne?”

Fanny durumu kavrayamadığı için birkaç saniyelik bocalama yaşadı. Yeni yeni farkına varıyordu ki Tyler hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Ne mesleğini, ne soyadını, nede ailesinin kimler olduğunu…

Genç adama yeni bir ilgiyle bakarak kahvesini masaya bıraktı. Tyler soruya cevap vermeden önce gülümsedi.

“Henüz çok yeni bir proje. Konusu kafamda netleşmedi. Ama diğer kitaplarımdan farklı olacağını söyleyebilirim.”

Helen elini kalbine götürdü. “Ah sonunda!” dedi büyük bir rahatlamayla. “Senin cinayet romanlarını okumaktan evde yalnız kalmaya korkuyorum.”

Tyler tek kaşını havaya kaldırdı. “Cinayet değil polisiye romanları yazıyorum, ayrıca kitaplarımı okuman için kafana silah dayamadım.”

Fanny yaşadığı şaşkınlığı yüzünden çabucak atıp konu hakkında bilgisi varmış gibi davrandı. Böyle yapmakla akıllılık etmişti çünkü Helen kıza döndüğünde, soracağı soru dudaklarından önce gözlerinden dökülmüştü.

“Tyler’ın kitaplarını okudun mu?” diye sordu kadın. Sorusunun cevabını büyük bir ilgiyle bekliyordu.

Fanny kendisine direk yöneltilen soru karşısında bocalayamadan “İyi bir okuyucuyum,” dediğini duydu. Artık iç sesine çenesini kapatmasını söylemesi için çok geçti. “Birçok türde roman okudum,” diye devam etti. “Polisiyede bunlardan biridir. Tyler’ın romanlarının hepsini okuyamasam da sanırım birkaç tanesini okuma zevkine eriştim ve yazım tarzını oldukça beğendiğimi itiraf etmeliyim.”

Helen kıkırdadı. “Sanırım dolaylı yoldan da olsa Tyler’ı takdir ettin.”

“Sanırım…” diye mırıldandı kız. Dikkatli gözlerle Tyler’ı süzdü. Adam kendisi hakkında birçok bilgiye sahipti ama Fanny bu konuda biraz gerideydi. En kısa zamanda aradaki mesafeyi kapatması gerektiğini düşündü.

Gözleriyle adamın yüzünü zihnine kazırken Tyler aniden başını kaldırıp kıza baktı. Fanny yakalanmanın verdiği utançla kızardı. İlgisini hemen elindeki kahveye yöneltti.

Ancak bu kısa ve duygu yüklü bakışma Helen’in gözünden kaçmamıştı. Kadın artık aklında en ufak bir şüphe kalmadan çok sevgili Tyler’ını bu güzel kıza emanet edebilirdi.

Kız, biraz dik başlıydı ve Tyler’da istekleri konusunda mücadeleci bir ruha sahipti. Günleri fazlasıyla hararetli geçecekti belki ama Helen yılların getirdiği tecrübe sayesinde biliyordu ki bu iki genç mutluluğu birbirlerinde bulacaklardı…


Fanny, Helen’le vedalaşırken garip bir burukluk hissetti. Daha önce bu kadar kısa sürede üzerinde böylesine derin ve güzel bir etki bırakan biriyle tanışmamıştı. Bu keşfi kıza mutluluk verdi. Yıllardır üzerine yapışıp kalan soğuk ve inatçı kız imajından artık sıkılmıştı. İçinde sevgi barındırmayan bir ucube değildi.

Helen birbirlerine çok yakışan genç çiftin arkasından el sallarken Fanny’e seslendi. “En yakın zamanda tekrar görüşelim. Tyler’ı getirmesen de olur!”

Fanny kahkahasını tutma gereği duymadan “Bende tekrar görüşmeyi çok isterim,” dedi. Kadının yüzündeki samimi gülümsemeden doğru bir yanıt verdiğini anlamıştı...

HER ZAMAN Kİ GİBİ BEĞENMENİZİ DİLİYORUM...