22 Nisan 2013 Pazartesi

DEJA-VU; 27.BÖLÜM


Fanny, Jimmy’nin neşe dolu gülüşünün zihninde canlanmasıyla olduğu yerde büzüldü. Onu özlemişti... Uzun zamandır zihnine böylesine şiddetli bir baskı uygulamamıştı. Bazı şeyleri unutamamak gibi kötü bir alışkanlığı vardı ve bu, onun hem en güzel, hem de en acı yıllarını en ince ayrıntısına kadar hatırlamasındaki tek nedendi.

Bobbie’nin, kendisine doğru koşmakta olduğu bir görüntü fırladı bu sefer anılarının arasından. Jimmy, köpeğin arkasından kahkahalarla gülüyor, Fanny ise elindeki frizbiyi ileri fırlatmadan önce Bobbie’nin iyice yanına yaklaşmasını bekliyordu.

“Yakala Jim!” diye bağırdı küçük Fanny heyecanla. Aynı anda frizbiyi elleri havada, durmadan zıplayan Jimmy’e doğru fırlattı. Bobbie bu görüntüyü suratını düşürerek izliyordu. Fanny köpeğin göz alabildiğince yeşil olan çimenlik alanda Jimmy’e doğru gidişini izlerken, Jim’in frizbiyi yakalayamayıp, Bob’dan önce ona yetişmek için var gücüyle koştuğunu görerek kahkahalara boğulmuştu.

Bu neşeli anı, bir başka duygu yüklü hatıranın gözlerinin önünde canlanmasıyla son buldu. Jimmy, okula yeni gelen güzel kızla kantinde gülüşüp eğlenirken, Fanny’nin voleybol maçını kaçırmıştı. Bu onların ilk kavgalarına ve Jim’in ilk kez Fanny’nin kalbini kırmasına neden olmuştu. “Her zaman senin yanında olamam Fanny,” demişti Jimmy kızgınlıkla. “Başka insanlarla arkadaşlık yapmam seni neden bu kadar kızdırıyor?”

O zaman bu duyguya bir anlam verememişti Fanny. Ancak şimdi yaşadığı o yıkımın, Jimmy’i kimseyle paylaşmamayı istemesinden kaynaklandığını biliyordu. Çünkü Fanny okulda Jimmy’den başkasına dönüpte bakmıyor ve dünyadaki tek insan oymuş gibi davranıyordu. Jimmy’ninse ona aynı özeni göstermiyor oluşu genç kızı çileden çıkarmıştı.

Ancak biraz daha büyüyüp 16 yaşına geldiklerinde, Fanny bu hastalıklı durumdan kurtulmuş ve Jimmy’nin haricinde bir sürü arkadaş edinmeye başlamıştı. Çünkü o artık genç bir kız oluyor ve bu duygularını çekinmeden paylaşabileceği kız arkadaşlara ihtiyaç duyuyordu. Bazı şeyleri Jimmy’e söyleyememeye başladığında artık yeni insanlar tanıması gerektiğini anlamıştı.

Oysa bu seferde Fanny’nin yeni çevre edinmesi Jimmy’i kızdırmış ve oda ergenlik çağının vermiş olduğu çılgınlıkla beraber genç kıza ondan hoşlandığını ve kendisiyle çıkmasını istediğini söylemişti. Fanny, şimdi bu patlamanın Jimmy’nin tek ve en yakın arkadaşını kaybetme korkusundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını düşünmeye başlamıştı.

Tyler’ın öpüşü aniden anılarının arasına sızınca bocaladı. Jimmy’nin 17. Doğum gününde kendisine verdiği öpücükle Tyler’ın az önceki öpüşünü karşılaştırıyordu farkına varmadan ve Jimmy’nin öpücüğünün hissettirdiğiyle, Tyler’ın dudaklarından aldığı haz arasında dağlar kadar fark vardı.

Genç kız şimdi daha net anlıyordu ki Jimmy’le yaşadıkları masum bir ergenlik fırtınasıydı. Kız, gerçekten Jimmy’e aşık değildi. Arkadaşlık ile aşk arasındaki farkın ayrımına o zaman varamamış ve bu yüzleşmeyi yıllar önce yapmaya cesareti olmadığı için şimdiye kadar hep ilk aşkını kaybetmiş acınası bir kız gibi davranmıştı kendi kendine.

Şimdi bu cesarete neden birden bire sahip olduğunu sorgulamayacaktı. Çünkü bunun altından da Tyler’ın çıkacağından emindi. Kız, birçok kilitli sandığı açmış, içlerini temizleyerek onları yakmıştı. Artık kalbindeki ve zihnindeki ağırlık hafiflemişti. Gözlerini aralayarak gönül rahatlığıyla dünyaya döndü.

Hala arabada olduklarını ve hızla eve doğru yol aldıklarını fark edince biraz toparlanarak yerinde doğruldu. Başını Tyler’a doğru çevirince adamın tuhaf, donuk bakışlı gözleriyle karşılaştı. Korkuyla yutkunarak biraz geriledi.

“Bir sorun mu var?”

“Hayır,” dedi adam kesin bir dille. “Hiçbir sorun yok.”

Oysa Fanny tam tersi için tüm serveti üzerine bahse girebilirdi. Bir sorun vardı ve bu sorun Fanny’nin gözlerini kapayıp geçmişe dalmasından sonra ortaya çıkmıştı. Çünkü ondan öncesinde adamın kendisine ne kadar nazik ve ilgili davrandığını görmüştü. Bunları hayal etmediyse eğer, şu birkaç dakika içinde –gerçi kızın ne kadar zamandır düşüncelere dalmış olduğuyla ilgili hiçbir fikri yoktu- adamın tavırlarını resmileştirecek bir şey olmuştu. Ama ne? Ne?

Fanny bu soruyu sesli sormak için çırpınıyordu fakat kendinden o kadarda taviz verecek değildi. Kaşlarını çatarak kollarını göğsünde kavuşturup camdan dışarı bakmaya başladı. Kendi evinin sokağına girdiklerini fark edince rahatlayarak iç çekti. Arabadaki gergin hava yüzünden boğazına oturan yumru, uzun süre kızı rahat bırakmayacak gibiydi.

Genç adam evlerinin bahçesine yanaşınca Fanny bağladığını fark etmediği emniyet kemerini çözdü. Çekinerek Tyler’a baktığında adamın bakışlarından hiçbir şey okuyamadı. Sanki genç adam düşüncelerinin önüne bir set çekmişti. Genç kız ne olduğunu anlayamadığı için bu durum karşısında sinirleniyordu. Ne yaptığını –ya da bir şey yapıp yapmadığını- bilseydi ona göre bunun bir çözümünü bulurdu.

Arabadan inmek için harekete geçtiğinde genç adamın parmaklarını kolunda hissetti. İçten içe heyecanlanarak Tyler’a döndü.

“Telefon numaranızı alabilir miyim?” diye sordu adam düz bir sesle. Kız, tekrar resmiyete döndüklerine mi yoksa adamın bu arsız isteğine mi daha çok şaşırdığını bilemiyordu. Ancak iki türlüde vereceği tek bir yanıt vardı.

“Siz delirdiniz mi?” Madem resmiyet istiyorsun al sana resmiyet!

Tyler’ın şaşkınlıkla tek kaşını havaya kaldırdığını görünce sinirle dudağını dişledi. “Deli olduğumu sanmıyorum,” dedi adam. Kızın dudaklarına bakmamıştı. Hayır, bakmamak için direnmişti resmen… Bu Fanny’i daha da öfkelendirdi.

“Tabii ki size telefon numaramı vermeyeceğim!” dedi kolunu adamın elinden hızla çekerken.

Tyler sabır diliyormuş gibi gözlerini havaya dikti. “Helen sizinle yeniden buluşmak isterse muhtemelen beni arayacaktır. Hatırlıyor musunuz bilmiyorum ama sizin telefon numaralarınızı birbirinize verdiğinizi görmedim. Böyle bir durumla karşılaşırsak eğer, sizin evinize kadar gelmem yerine telefonla haberleşmemiz daha doğru olur. Yani sizi taciz falan edecek değilim!”

Adamın sinirle bitirdiği sözleri genç kızın bocalamasına neden oldu. “Beni taciz etmek yürek ister zaten…” diye mırıldandı kız. Ama yinede koltukta öne doğru yükselip cep telefonun pantolonunun cebinden çıkardı. Bu sırada genç adama güzel bir göz ziyafeti sunduğunun farkında bile değildi.

“Numaranızı söyleyin,” dedi emrivaki bir ses tonuyla.

Adamın telefonunu hızla elinden çekip almasıyla şaşkına döndü. “Ne yaptığını sanıyorsun sen?”

“Numaramı yazıyorum. Söylemekten daha kolay.” Ardından adam kızın telefonuyla kendi telefonunu çaldırdı. Fanny’nin sinirli soluklar aldığını duyuyor ama umursamıyordu. Genç kızın arabada uyurken sayıkladıkları Tyler’ın sinirlerini tepesine çıkarmıştı zaten. Böyle bir tepki vermeye hakkı olmadığını biliyordu ama birkaç dakika önce öptüğü kızın rüyasında başka bir adamın adını sayıklaması her erkeği çılgına çevirirdi.  

“İşte, al telefonunu,” dedi kaba bir hareketle. Sonrada eli arabanın kapısına gitti ve hızla araçtan çıktı. Ancak kızın, bu işin peşini bu kadar kolay bırakacağını düşünerek, aptallık etmişti. Daha ne olduğunu anlayamadan Fanny adamın yanına gelip dizine kuvvetli bir tekme indirmişti bile.

Tyler neye uğradığını şaşırmıştı. Tüm bunların üzerine kızın suratının ortasına doğru “Dengesiz!” diye haykırması adamın tepesini tamamen attırdı. Fanny arkasını dönüp yürümeye başladığında topallayarak ta olsa kıza yetişti ve kolundan tutarak büyük bir kuvvetle kızı kendisine doğru çevirdi.

Başka atağa mahal vermeden evvel, kızın dudaklarını kendi dudaklarının arasına hapsetti. Fanny’nin kollarında debelenmesi ve dudaklarını ısırması genç adamı daha da ateşliyor ve öpücüğüne karşılık alabilmek için daha fazla mücadele etmek istemesine neden oluyordu. Kız kendisine ufak ufak karşılık vermeye başladığında Tyler istilasını yavaşlattı. Dudaklarını yavaş yavaş kızın yumuşak dudaklarının üzerinde gezdirdi ve diliyle kızın dudaklarını zorlayarak aralanmasını sağladı. Fanny’nin kollarını boynuna dolamasıyla adam kontrolünü iyice elinden yitirmeye başlamıştı.

Nerede olduklarını anımsadığında zorlada olsa kızın dudaklarını özgür bıraktı. Ancak biraz geri çekildiğinde gözleri öpüşü nedeniyle kızarmış olan dudaklara takılıp kaldı. Genç adam dayanamayarak üst üste birkaç küçük öpücük kondurdu kızın dudaklarına. Ardından başparmağıyla kızaran alt dudağının üstünden geçip biraz daha geri çekildi.

Fanny tam anlamıyla donup kalmıştı. Az önce kollarında eriyip giden kızın o olduğunu bilmese Tyler kızın hareket etme kabiliyetini kaybettiğini düşünebilirdi.

“İyi misin?” diye sordu. Elleri hala kızın belindeydi.

Fanny belli belirsiz başıyla onayladı. Sonra; “Bunu…” diye mırıldandı. “Yapmamalıydın.”

Tyler tam nedenmiş demek için dudaklarını büzmüştü ki Fanny’nin sözleriyle sustu.

“Sakın nedenmiş deme!”

“Tamam,” dedi adam çapkın bir gülüşle. “Ama şunu bil, bu harika öpücük için senden özür dilemeyeceğim.”

Fanny’nin gözlerinin irileştiğini görünce gülümsemesi daha da büyüdü.

“Tamam,” dedi kız ufak bir omuz silkmeyle. “O zaman neden az önce zincirini koparmış pitbull gibi üzerime saldırdın?”

Genç adam bu benzetme karşısında irkildi. Kız, bunu fark etmiş olacak ki tatminkâr bir gülüşle adama baktı. Tyler içinden inledi. Bu kız farkında olmadan adamı kışkırtıyordu.
“Arabada uyurken rüyanda ne görüyordun?” diye sordu kızın sorusunu cevaplamak yerine.
“Rüyamda mı?” Fanny, Jimmy’i düşünürken uykuya daldığını fark etmemişti bile. Tyler’ın beklentiyle kendisine baktığını görünce yutkundu. Hafifçe geri çekilerek adamın kollarının belinden ayrılmasını sağladı. Birkaç adım daha atıp Tyler’dan uzaklaştıktan sonra; “Eski bir arkadaşımı,” diye mırıldandı.

Bu geriye kaçış ve verilen kaçamak cevap Tyler’ın kalbinde rahatsız edici bir ağrı oluşmasına neden oldu.

“Ben senin soruna cevap verdim,” dedi kız. “Şimdi sıra sende.”

“Rüyanda Jimmy diye sayıklıyordun,” dedi Tyler kızın basit bir taklidini yaparak. “Biraz önce öptüğüm kızın başka bir erkeğin adını istekle mırıldanması beni rahatsız etti elbette.”

Fanny bu yanıtı alacağını düşünmemişti. Yüzünün kızarmasına engel olamadı, suçlu hissetmesine neden olduğu için ise Tyler’a kaşlarını çatarak baktı.

“Artık gitmeliyim,” dedi adamı rahatsız edici soru işaretleriyle baş başa bırakarak. “Sen eve nasıl dönmeyi düşünüyorsun?”

Tyler bir süre kızı inceledikten sonra omuz silkti. “Taksiyle.”
“Tom’a söyleyeyim seni bıraksın,” dedi Fanny hareketlenirken. “Taksiye boşuna para ödeme.”

“Hiç sanmıyorum,” dedi Tyler soğuk bir sesle. “Eve neyle gideceğime ben karar veririm.”

Fanny’nin hışımla kendisine dönmesi ve delici mavi gözleriyle adamı öldürmek ister gibi bakışı Tyler’ın yutkunmasına neden oldu. Tanrım bu kız ne kadar ateşliydi böyle.

“Ah!” dedi kız tekrar yanına yaklaşırken. “Ne kadar dengesiz olduğunuzu bir an için unutmuşum Bay Tyler, üzgünüm!”

Tyler Fanny’i sarmalamak için uzanan ellerini geri çekti. Her sinirlendiğinde kızı öpemezdi. Bunu deli gibi istese de, en azından Fanny’nin kendi evinin bahçesinde bunu yapamazdı.

“Bana Bay Tyler demeyi kes!” dedi adam sinirle. “İstediğin zaman aramızdaki resmiyeti kaldırıp sonra bundan vazgeçemezsin.”

“Senin az önce yaptığın neydi peki?” dedi kız ayağını yere vururken.

Tyler kendi hatasının kız söyleyince farkına varmıştı. “Üzgünüm,” dedi ellerini ceplerine sokarak. “Artık aramızda resmiyet yok.”

Fanny omzunu silkti. “Tamam. Ancak bu bir daha beni öpebileceğin anlamına gelmiyor. Bu gün olanları unutacağım ve sende öyle yapsan iyi olur. Yoksa ayağına yediğin tekmenin, ufak bir açılış gösterisi niteliğinde olduğunu öğrenmek zorunda kalırsın.”

Tyler şimdilik bu konuda tartışmaya girmeyecekti. Kızın sözlerine ne itiraz etti nede onay verdi. Başını kibarca eğerek “İyi günler,” dedi ve hızlı adımlarla bahçeyi terk etti. Fanny, giden adamın arkasından bakakalmıştı. Genç adamın uzun, esnek ve kaslı vücudundan gözlerini zorla ayırarak arabasının yanına gitti. Tom’un orada olduğunu görünce arabayı garaja park etmesini istedi, sonrada sarhoş gibi eve yöneldi…


Az önce yaşanan sahnelere evin pencerelerinin birinden tanıklık etmiş biri daha vardı. Alvin, Fanny’nin Tyler tarafından sarmalandığını gördüğünde çılgına dönmüş ama kızının ona karşılık verdiğini fark edince kendisini olduğu yerde kalmaya zorlamıştı. Tyler’ı ilk gördüğünde sevmişti. Kızıyla da içten içe yakıştıklarını düşünmüştü ama bu, işler ciddiye bindiğinde hiçbir şey olmamış gibi olaylara uzaktan seyirci kalacağı anlamına gelmezdi. İki gencin öpüşmenin ardından tartıştığını görünce sırıttı. Kızının ne kadar delişmen olduğunu biliyordu, genç adama bu konuda biraz acımadan edemedi. Ancak tüm endişelerinin ardında, her zaman istediği tek şey, biricik kızının mutlu olmasıydı…


 Fanny, evin kapısına geldiğinde, yanında anahtarı olmadığı için rüya alemindeymiş gibi zile üst üste bastı. Kapıyı açan hizmetlinin şaşkın bakışlarıyla karşılaşınca hemen kendine çeki düzen verdi.

“Merhaba,” dedi renk vermeyen sesiyle.

“Hoş geldiniz efendim.”

Hizmetli geri çekilince içeri girip kapıyı ardından kapattı. Kız, yanından uzaklaşınca derin bir soluk alıp elini yavaşça alnına vurdu. Ne gündü ama!

Ayaklarını zorlukla sürüyerek salona girdi. Başını sağa sola sallıyor kendi kendine söyleniyordu. O sırada sert bir şeye çarpınca inledi. “Ah!”

“İyi misiniz?”

Fanny, Martin’in yüzünü gördüğünde şaşkına döndü. Adamın tek eli kolunu tutmuş kıza endişeli gözlerle bakıyordu. Fanny, bu temastan rahatsız oldu. Az önce Tyler’ın dokunuşlarından ne kadar zevk aldıysa, Martin’in koluna değen elinden de aynı derecede tiksinmişti. Bu farkın ayırdına varması iyi olmuştu aslında, şimdi Tyler’ın öpüşüne itirazsız karşılık verdiği için belki kendine daha az eziyet ederdi.

Gerileyerek adamın elinden kolunu biraz sertçe kurtardı. “Bay Martin. Burada ne işiniz var?”

Sesinin tonunu ayarlayamadığı için hırçınca dökülmüştü sözcükler dudaklarından.

Ancak karşısındaki adam bu sert sözleri üzerine alınmayacak kadar kalın kafalıydı. “Bay Alvin’le bir işimiz vardı,” dedi Martin gülümser bir ifadeyle.

Fanny başıyla onayladı. Bu adamla ne kadar az muhatap olursa, sinirleri üzerindeki hâkimiyetini o kadar çabuk kazanırdı.

“Size iyi günler o halde.” Kaçar adımlarla adamın yanından uzaklaştı. Merdivenlere yöneldiğinde yukarıdan Alvin’in indiğini gördü.

“Merhaba,” dedi babası sakin bir sesle.

Fanny gülümsedi. “Selam.”

Alvin merdivenlerin sonuna geldiğinde kızının tam karşısında durdu. “Az önce bahçeden çıkarken gördüğüm kişi Bay Tyler’mıydı?”

Fanny bu ani soru karşısında afalladı. Ancak ifadesini çabuk toplayıp babasına “Evet,” demeyi de başarmıştı.

Alvin, kızını daha fazla zor durumda bırakmak istemediği için başka bir şey sormadı. “Tamam,” dedi gülümseyerek. “Akşam yemeğinde görüşürüz.”

Fanny, babasının ardından bakarken derin soluklar alıp veriyordu. Eğer Alvin, Tyler’ın kızını öptüğünü görseydi buna tepkisiz kalmazdı. Fanny nasıl bu kadar kontrolsüzce davranabilmişti. “Aptal, aptal…” kendi kendine homurdanarak merdivenlerden çıktı. Odasına girdiğinde kapıyı sinirle çarpıp kapattı.

“O herifi elime bir geçirirsem öldüreceğim!” diye bağırdı başucunda duran annesinin resmine doğru. “Beni deli ediyor!”

Fanny, annesinin gülümseyen fotoğrafına biraz daha yaklaşarak çerçeveyi eline aldı. Bu günlük adrenalin limitini dolduran bedenini yatağın üzerine bıraktı. Odaya yayılan güneş ışığıyla, beyaz çarşafa dalga dalga serilmiş olan saçları göz kamaştırıyordu. Kız, kendi güzelliğinin farkında olmasa da şu görüntüsüyle birçok erkeğin aklını başından alabilirdi.

“Benim sorunum ne?” diye sordu annesine. Gözleri resimden bir yanıt almayı umar gibi bakıyordu. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin annesinin yokluğuna alışamamış, gelip kendisine yardım edemeyeceğini bilse de onunla konuşmayı hiçbir zaman bırakmamıştı.

Dudaklarını annesinin yanaklarına değdirirken gözünün kenarından bir damla yaş firar etti.

“Seni özledim,” dedi acı bir fısıltıyla. “Hem de tahmin edebileceğinden çok daha fazla...”

Beklettiğim için tüm okuyucularımdan özür diliyorum. Dilerim yeni bölümü beğenir ve keyfini çıkarırsınız...