2 Ekim 2014 Perşembe

JULIE GARWOOD

JULIE GARWOOD!

İsim yeterince heyecan verici zaten ama tanımayanlar için ‘JULIE GARWOOD’ adını taşıyan muhteşem kadının kim olduğunu açıklayayım. Julie Garwood; birbirinden güzel romanlara imza atmış harika bir yazardır. Kendisi; 1946 yılında Kansas City'de doğmuş ve İrlanda asıllı kalabalık bir ailede büyümüş.

Yazar, küçük yaşta bir ameliyat geçirdiği için bir süre okula gidememiş ve okuma-yazma derslerinden geri kalmış. Ailesi bu durumu 11 yaşındayken fark etmiş. Bunun üzerine yaz okuluna gönderilmiş ve kitaplarla tanışması da bu sayede olmuş.

Julie Garwood, ilk kitabını Emily Chase takma adı altında çıkardı. Bu, bir çocuk kitabıydı. Daha sonra kariyerine kendi adı altında devam etti. Romanlarından birçoğu Türkçeye çevrildi. Bu eşsiz kitaplardan hangisini seçip de anlatayım burada karar veremedim. Bu nedenle kitapların isimlerinden ve bir iki tanesinin konusundan kısa kısa bahsedeceğim. Böylece sizlerde okumadan önce –ki hepsini okumak isteyeceğinizden eminim- kitaplar hakkında benim yorumlarımın ışığı altında biraz daha ayrıntılı fikirlere sahip olmuş olursunuz…

JULIE GARWOOD; GELİN

    Konusu ve karakterleriyle sizi baştan çıkaracak olan bu harika kitap, anlatılmaz, okunur… Ancak ben elimden geldiğince romanın güzelliğini kelimelere yansıtmaya çalışacağım.

Kitap 1100-1102 yıllarının İskoçya ve İngiltere’sin de geçiyor. Aslına bakacak olursanız İngiltere ikinci planda. Buradaki asıl cevher İskoçya!

Alec Kincaid; güçlü kuvvetli, yaman bir İskoç Bey’idir. Kral’ının emriyle, nefret ettiği İngiliz’lerden bir kızı, kendisine gelin olarak seçmesi gerekmektedir. Bu can sıkıcı görevin sırtına yüklediği rahatsızlık altında, en yakın arkadaşıyla beraber İngiltere’ye –İngiltere Kralı tarafından vergilerini ödemediği için kızlarının İskoç’larla evlenmesini emretmesiyle cezalandırılan, Baron Jamison’ın evine- gelir. Kral’ının emriyle Baron’un kızlarından biriyle evlenip en yakın zamanda İskoçya’ya dönmesi gerekmektedir. Evliliği zoraki olsa da, mümkün olan en çabuk zaman diliminde topraklarına dönecek olması, tamamen kendi isteği doğrultusundadır.  

Alec, arkadaşı Daniel ile birlikte planlanandan daha erken bir tarihte ve habersiz olarak Baron Jamison’ın evine gelince kaderiyle –Jamie’yle- karşılaşır. Kız, bu karşılaşmadan tamamen habersizdir. Alec Kincaid’in ve arkadaşının kendisini dinlediğinden bir haber, kız kardeşi Mary’e İskoç’lar hakkında duyduğu abartılı hikâyeleri süsleyerek anlatmaktadır. Bu sırada yanlarında Jamie’nin çok yakın dostu olan yaşlı Kâhya’ları Gaga da bulunmaktadır. Alec, Jamie’yi görmeden onunla evlenmeye karar vermiştir. Kızın duygularını önemsemeden, hatta seçildiği için gurur duyması gerektiğini düşünerek, Jamie’nin ve Baron’un karşısına çıkar. Neticede, arkadaşı Daniel Mary’i, Alec’te Jamie’yi eş olarak kendilerine alırlar. İki kız, bu acı kaderi hak etmek için ne yaptıklarını düşünmeye bile doğru dürüst fırsat bulamadan, hemen İskoçya’ya doğru yola çıkarlar.

Romanın buradan sonrası, Alec ve Jamie’nin hem güldüren hem de ağlatan romantik hikâyesiyle devam ediyor. İçimden, kitabın tamamını bir çırpıda anlatmak geçiyorsa da bu kadar spoiler yeter diyor ve Gelin adlı romanın açıklamasını burada sonlandırıyorum. Dilerim, paylaştıklarım merakınızı cezp etmiş ve kitabı okumanız doğrultusunda size doğru bir önder olmuştur. Yukarıda yazdıklarım, kitapta olanların ufak bir esintisi. Asıl fırtınaya şahit ve dâhil olmak istiyorsanız ne bekliyorsunuz? Gelin romanı onu okumanız için sizi bekliyor…   

JULIE GARWOOD; DÜĞÜN

Gelin adlı romanın çok tutulmasının ardından yazar, seriyi devam ettirme kararı almış ve Düğün romanını yazarak, biz okuyuculara, bir kez daha eşsiz kaleminin tadına varma hakkı tanımıştır.

Bu romanda da Gelin-de ki karakterlerle yeniden karşılaşıyoruz. Fakat bu defa başrolde başkaları var. Connor ve Brenna…

Connor MacAlister, ölüm döşeğinde olan babasından bir miras devralır. Bu miras intikamdır… Connor’ın hayatı babasını son yolculuğuna uğurladıktan sonra tamamen değişir. Artık genç adamın kalbinde babasının oraya yerleştirdiği çetin bir intikam ateşi yanmaktadır. Neyse ki babası ölmeden önce, genç adam için bir iyilik yapar ve onu Alec Kincaid’in yanına gitmesi için teşvik eder. Connor, babasının sözünü dinleyip kendi topraklarını terk eder ve Alec’in yanına giderek yeni bir hayata başlar.

Yıllar sonra -1108 yılında- genç adam kaderindeki kadınla tanışacağı eve, arkadaşlarıyla beraber bir ziyaret yapar. O zamanlar Brenna, küçücük, hayat dolu, konuşkan bir çocuktur. Connor’u ilk gördüğü an –haklı olarak- onun bir dev olduğunu düşünür. Küçük kız, bu devden hoşlanmıştır. Kaderde, bir şekilde onlara imkân sunar ve küçücük bir çocuk olan Brenna, Connor’a evlenme teklif eder. Elbette bu teklifinin başına daha sonra ne gibi dertler açacağından habersizdir...

Vereceğim spoiler bu kadar... Kitabı okuduğunuz zaman neler olduğunu öğrenme şansına erişeceksiniz. Şahit olmaktan hiç pişman olmayacağınız bir maceranın sizleri beklediğinin garantisini verebilirim. Daha fazla zaman kaybetmeyin, bu kadının yazdıkları gerçekten okunmaya değer…    


Julie Garwood’un Türkçeye çevrilen diğer romanlarının yalnızca isimlerini ve bazılarının arka kapak yazılarını sizinle paylaşacağım. Emin olun her birini okumak isteyeceksiniz…

JULIE GARWOOD: SIR




JULIE GARWOOD: FİDYE



JULIE GARWOOD: ÖDÜL






  

JULIE GARWOOD: YAZGI


JULIE GARWOOD: GÜLLERE SOR


JULIE GARWOOD: KALP HIRSIZI

JULIE GARWOOD: SEN DE YANARSIN



JULIE GARWOOD: GÖLGEDE DANS


JULIE GARWOOD: ATEŞ VE BUZ





Hiç yorum yok: