7 Ekim 2011 Cuma

DEJA-VU; 1.BÖLÜM

           Arkadaşlar şimdilik kısa bir bölümle başlangıcı yapıyorum. Okuyan arkadaşlar dilerim yorumlarını eksik etmezler. Bölüm aralarının ne kadar olacağını bilemiyorum. Umarım yazdıklarımı beğenirsiniz... 


                                                                 1.BÖLÜM


 “Kahretsin!” diye haykırdı kız bir kez daha. “Tüm aksilikler beni bulmak zorunda mı?” İçinden biraz daha söylenerek derin bir nefes aldı.

“İyi misiniz?” diyen bir ses kızın irkilmesine sebep oldu bu defa. Hızla arkasına dönerek sinirden büzülmüş dudaklarının arasından;  “İyiyim,” diye tısladı.

O sırada karşısındaki adamın değişen yüz ifadesinden kendini suçlu hissetse de, kimsenin duygularını analiz edecek durumda değildi şu an. Tekrar arabasına dönerek motoru kontrol etmeye devam etti.

“Yardım edebilirim,” dedi bir kez daha yabancı adam. Kız sinir katsayısının daha ne kadar artacağını düşünürken, tekrar arkasına döndü. “Sizin yardımınıza ihtiyacım yok. Beni rahat bırakın yeter!”

“Hep böyle misinizdir?” diye sordu adam haşin bir ses tonuyla. Kızın bu tavırlarına anlam veremiyordu. Sadece arabası bozulan, yolda kalmış bir bayana yardım etmenin centilmenlik olduğunu biliyordu. Son sözlerinin kızı daha da sinirlendirdiğinin farkındaydı ama karşısındaki güzel kızın bu tavırlarının hoşuna gittiğini de kendine itiraf etmek zorunda kalmıştı.

Kızın bir kez daha yüzünü ona dönüp arabasına yaslanmasıyla fırtına öncesi sessizliğin başladığını nereden anlayabilirdi ki?

Genç kız ondan beklenmeyecek kadar nazik bir ses tonuyla; “Sizin derdiniz ne?” diye sordu… Karşısındaki adamın afallaması hoşuna gitmişti. Sinirimi senden çıkaracağım. Bunu sen istedin, diye düşünüyordu içinden.

Adam bu sözlerinin üzerine kıza doğru birkaç adım attı. “Görüyorum ki arabanız bozulmuş. Yardım etmek istedim sadece,” dedi ellerini iki yanına açarak.

“Sizin yardımınıza ihtiyacım olmadığını söylemiştim,” dedi kız yine nazik bir ses tonu kullanmaya çalışarak. Bir yandan da dudaklarını yiyordu bir patlama yaşamamak için.

“Hava yavaş yavaş kararıyor. Bu yoldan çok sık araba geçmez. Sizi gitmek istediğiniz yere bırakmama izin verin o zaman,” dedi adam kızın nazik tavırlarından yüz bularak.

O anda anladı kız kendisini patlamamak için kasmasının gereksiz olduğunu. Sesini tekrar yükseltti. “Siz laftan anlamıyor musunuz? Bu lanet olası yerden gidip gidememek benim sorunum. Şimdi şu arabanızı arabamın yanından çekin ve uzaklaşın buradan!”

Adam kızın değişen ruh haline anlam veremeyip dediğini yapmak zorunda olduğunu anladı. “Yardım etmek isteyende kabahat,” diye mırıldanarak kızın yanından geçip arabasının kapısını açmak için elini uzattı.

Kız; “Bir şey mi söylediniz?” diye sordu tehditkâr bir ses tonuyla.

Adamın yüzünde ki alaycı gülüşü görünce ellerini iki yanında yumruk yaptı. Adam önce yumruk yaptığı eline, sonrada bozulan arabasına baktı. Ardından alaycı ve… Güzel gülümsemesiyle arabasına binip hızla uzaklaştı.
Giderken arkasında bıraktığı dumanla kız birkaç kere öksürdü. “Lanet olası!” demekten kendini alamadı. Sonra da saatlerdir uğraştığı arabasına bakıp çaresizlikle iç çekti.

Arabalardan çok iyi anlardı. Ama yıllardır kullandığı aracının derdinden anlayamıyordu şimdi. Arabanın kaportasını kapatarak yağlanmış ellerini bir bez parçasıyla sildi. Bir kaç adım atıp yola çıktı. Bir araba geçmesini dileyerek beklemeye başladı. Telefonunun şarjı da bitecek zamanı bulmuştu. Yetişemediği toplantıyı unutmuştu şimdi tamamen. Tek derdi bu ıssız yerden kurtulmaktı. Hava karardıkça güneş ışığını kaybediyor, sıcaklık seviyesi düşüyordu…

Kız daha fazla dışarıda bekleyemeyeceğini anlayıp arabaya bindi. Bir kaç kez daha aracı çalıştırmayı denese de başarılı olamadı. Hızla direksiyona vurarak kafasını arkaya yasladı. “Babam, Marco, Madam Alanis deliye dönmüştür,” diye mırıldanıyordu kendi kendine. Sonra kapanan göz kapakları ağırlaştı ve birkaç kez derin nefes aldıktan sonra rahatlayabilmek için kapıları kilitleyip kendisini uykuya bıraktı…

Aradan ne kadar zaman geçtiği hakkında bir fikri yoktu kızın. Ama dışarıdan gelen seslerle aniden gözlerini açıp yerinde doğruldu. Hava iyice kararmıştı. Önce uykunun sersemliğiyle birkaç kez kırpıştırdı gözlerini, sonra da arabanın ışığını yakıp cama tıklayan kişinin kim olduğuna baktı.

“Yinemi siz?” dedi bıkkın ve sinirli bir ses tonuyla. Adamın yine aynı alaycı gülüşünden söylediklerini duyduğunu anladı.

Hemen sonra; “Camı açar mısınız?” dedi adam.

Kız tekrar arkasına yaslanıp gözlerini yumdu. “Tanrım… Lütfen bu bir kâbus olsun.” Gözlerini tekrar açıp cama döndüğünde, adamın ciddileşen yüzünü görünce bunun canlı canlı yaşayacağı bir kâbus olduğuna kanaat getirdi. Hızla eli kapıya gitti ve birkaç uzun adımda adamın yanına geldi.

“Ne var?” dedi yorgunluğun ve uykunun verdiği hafif kısık sesiyle.

Adam gözlerini devirdi. “Size yardım getirdim.” Eliyle karanlıktaki bir noktayı gösterdi. Kız bir süre gözlerini adamın yüzünden ayırmadı. Sonra eliyle işaret ettiği yere baktı. Bir kaç adam büyük bir arabanın yanında ellerinde tamir çantalarıyla bekliyorlardı.

“Sizden yardım istediğimi hatırlamıyorum,” dedi kız.

“Biliyorum,” dedi adam gülümseyerek. “Bir süre ileride sizi bekledim. Ama arabanın tamir olunamayacağını anlamıştım. Bu yüzden gidip birkaç tamirci aldım ve şimdi buradayım. Eğer ben olmasaydım sizde sabaha kadar burada mahsur kalacaktınız.” Karanlıkta yüzünü yere eğdi. Kız adamın gülüşünü kendinden sakladığını anlamıştı.

Birkaç kötü söz söylemek için ağzını açtıysa da adam söylediklerinde haklıydı. Babası şimdiye kadar kızından haber alamadığı için polise bile gitmiş olabilirdi. Hava soğuktu ve bu ıssız yerde tek başına kalamazdı. Lanet olsun dedi içinden. Adamın yardımını kabul etmek zorunda kalacaktı. Sonra başı hala yere eğik olan adamın yanından uzaklaşıp hızla tamircileri çağırarak arabayı gösterdi…

Adam kızın yola geleceğinden şüpheliydi. Ne kadar inatçı olduğunu birkaç dakikada anlamıştı. Ama bu davranışıyla akıllı bir kız olduğunu da göstermişti. Kız tamircilerle konuşurken genç adam gözlerini kızın yüzünden ayıramıyordu. Garip bir durumdu bu… Şimdiye kadar böyle bir şey yaşadığını hatırlamıyordu. Arkadaş çevresinde bu olay duyulsa adamı alaya alırlar ve günlerce bu konuyu konuşup gülüşürlerdi.

Genç adam olduğu yerde dikilirken, kız ağır adımlarla, tereddüt ederek adamın yanına yaklaşmaya başladı. Bu adama teşekkür etmek zorunda olduğunu düşününce sinirden titrese de, böyle durumlarda soğukkanlı olmaya da kendini alıştırmıştı. Adamın gözlerinin içine baktı. Senin gibilerden çok gördüm ben, diye düşündü kendi kendine cesaret vermek adına.

Birkaç hızlı adımda adamla arasındaki mesafeyi kapatarak arabasının farından aydınlanan yüze baktı. O ana kadar dudaklarını yediğini fark etmemişti. Tabii adamın dikkatini dudaklarına çektiğini de.

Bu defa yediği dudaklarını kasarak zorla iki kelimeyi çıkardı ağzından. “Teşekkür ederim.”

Adam kızın bu sözleri söylerken ne kadar zorlandığını görüyordu. Bu durumla biraz eğlenmeyi düşünse de kızın delici bakışlarını yüzünde hissedebiliyordu. “Rica ederim,” deyiverdi çabucak.

Bir süre gözleriyle birbirlerini tarttılar, sonra arkadan gelen kalın bir ses dikkatlerin oraya çekilmesine neden oldu.

“Arabayı burada tamir etmem imkânsız. Bizim tamirciye çekmem gerekecek aracı.”

Kız bu sözlerin üzerine kaşlarını çatıp tamirciye döndü.  “Nesi var arabanın? Burada tamir edilemeyecek kadar hasarlı olduğunu sanmıyordum.” Sesini normal tutmaya çalışmıştı ama bu haldeyken çabasının boşa gideceğini biliyordu. 

Kalın ses tekrar; “Motor yanmış ve el fenerleriyle tamir edilemeyecek kadar hasar görmüş,” dedi. “Tamirci çok uzakta değil. Bizim arabanın arkasına bağlayıp çekeceğiz aracınızı.”

Başka çaresinin olmadığını anladı kız. Hiç böyle bir duruma düşmemişti. Bu sabah evden çıkarken nereden bilebilirdi böyle bir sorun yaşayacağını. Hâlbuki kardeşi Marco’yla şakalaşırken Madam Alanis’in telaşlı hallerine nede gülmüşlerdi. Derin bir iç çekerek bir an önce buradan kurtulmak için tamircinin sözlerini kabul etti. Tam arabasına binmek için hazırlanırken; “Benim arabama binebilirsiniz,” dedi yabancı adam.

“Gerek yok,” dedi kız, kardeşini hatırlayınca yumuşayan ses tonuyla. Adamın yüz ifadesini karanlıkta göremiyordu ama tamirciye gidene kadar peşini bırakmayacağını da biliyordu. O yüzden başka hiçbir şey söylemeden aracına binip beklemeye başladı.

Kısa süre sonra halatla araçlar birbirine bağlanmış yola çıkmışlardı. Kız direksiyonu çevirirken arkadan başka bir aracın kendisini takip ettiğinin farkındaydı. Aradan yarım saat geçmeden tamirciye geldiler.

Kız aracından inerken arkasından gelen araç hızla yanından geçip uzaklaştı. Bir an şaşkınlıkla arabanın kapısı açık, çekip giden aracın arkasından bakakalan kız, sonra hışımla çarptı kapıyı. Bir yandan adamdan kurtulduğu için sevinse de böyle çekip gitmesine de sinirlenmişti.

“Dengesiz!” diye mırıldandı kız. Ardından hızla tamirciye girerek gösterilen yere oturdu...

2 yorum:

Bettra dedi ki...

Merhaba,
Gayet ilgi cekici bir hikayeye benziyor:) Oglum ve yazilarimdan artakalan zamanlarda okumak zevkli olacak...
Hikayeye hangi donemde geciyor?

Sevgiler,
Bettra

Ayşe Karasoy dedi ki...

Merhaba;
Öncelikle bloguma hoş geldiniz. Hikaye günümüz döneminde geçiyor. Ben zevkle yazıyorum hikayemi, dilerim buda siz değerli okuyucularıma yansıyordur. Keyifli okumalar dilerim:)